Pazar, Ekim 17, 2021
spot_img

Ermenek Madenci Direnişinin Kadın Yüzleri

Soma ve Ermenek’te 8 yıldır ödenmeyen tazminatları için Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın öncülüğünde Ankara’ya yürüyüş başlatan maden işçileri, uzun süredir ülke gündemindeki yerini koruyor. Hükümet yetkilileri ile yapılan görüşmeler neticesinde bekleyişlerini sürdüren madencilerin yanında, onlarla birlikte mücadele eden kadınlar, madenci eşleri, direnişin “görünmeyen” yüzü ve önemli bir parçası olarak oradalar. Ermenek’te birlikte direnen maden işçilerinin eşleri Cansu Yılmaz, Gülşen Çoban ve maden mühendisi Emel Tunçdemir ile konuştuk.

Kadınların gözünden direniş, yaşadıkları zorluklar ve hayatlarında neyin değiştiğine dair kısa bir söyleşi…

Cansu Yılmaz, Ermenek

Cansu ve Ibrahim yilmaz“Direnişin 76. günündeyiz. Çoluk çocuk, ailelerimiz, akrabalarımız, tanıdıklarımız hepsinin desteğiyle birlikte 76 günü devirdik. Çok zor günler geçirdik, yeri geldi jandarmanın biber gazına, joplu müdahalesine maruz kaldık. Bu süre içerisinde maddi ve manevi çok sıkıntı çektik. Çocuklarımızın okul masrafları, kırtasiye ihtiyaçları gibi birçok maddi sıkıntı yaşadık. Bize en çok destek sunanlar ailelerimiz ve akrabalarımız oldu. Bankalardan, kredi kartlarından borç almak zorunda kaldık. Çok zorlu bir süreç yaşadık ve bu halen devam ediyor. Eşlerimizle birlikte burada yatıp kalkıyoruz, direniş alanındayız. Bu süreçte beni en çok jandarmanın müdahalesi etkiledi. Eşimin yanında en ön saftaydım, tüm o sert müdahaleye maruz kaldım.

Burada iki buçuk aydan fazla süren direnişimizle hayatımda değişen en önemli şey şu oldu: daha öncesinde böylesi direnişlere karşı çok ön yargılıydım. İnsanlar ne yapmaya çalışıyor ne için savaş veriyor anlam veremiyordum. Ama şimdi 76 gündür her şeyi çok iyi anladım ve bu saatten sonra herhangi bir yerde bir direniş görürsem dışarıdan biri olarak mutlaka o direnişçilere her türlü desteği vereceğim. Umudum şu yönde, inşallah haklarımızı alacağız. Buradaki iş sağlığı, iş güvenliği için, çocuklarımız ve akrabalarımız için, Ermenek halkı için bu mücadeleyi mutlaka kazanacağız. Haklarımızı alana kadar da vazgeçmeyeceğiz. Sesimizi duyurabilmek için direnişimizin her türlü arkasındayız ve vazgeçmeyeceğiz.”

Gülşen Çoban, Ermenek

Gulsen ve Ali Coban“Direnişimizin 76. günündeyiz. Eşlerimizle birlikte parkta bekleyişimiz devam ediyor. Çok zorluk çekiyoruz, kış geldi, havalar soğudu, odun yok üşüyoruz. Çocuklarımızla annem ilgileniyor. Ancak tablet, telefon internet olmadığı için EBA sistemine giremiyorlar. Sınavları başlayacak hiçbir derse giremediler. Maddi olarak da çok zor durumdayız. Ailelerimizin ve çevremizin desteğiyle ayakta duruyoruz. Hepsi bizim için mücadele ediyor.”

 

Emel Tunçdemir, Maden Mühendisi, Ermenek

“1990 Adana doğumluyum, maden mühendisiyim. Ermenek ilçesinde 7 yıl yer altı kömür ocaklarında maden mühendisi olarak çalıştım. En son 2019 yılı Ağustos ayında maaş almıştık, 4 ay sonra yaklaşık 40 işçi arkadaşımız Aralık ayında iş bırakma eylemi gerçekleştirdiler. Bunun üzerine maaşları yatırıldı ancak işten atıldılar. Mart ayında iş yeri çalışmadığı için ben çıkışımı almıştım ve memleketime gitmiştim. 31 Ağustos 2020 de işçi arkadaşlarımız eylem yapma kararı almışlar ve beni aradılar. O zaman bu direnişe dahil olmaya karar verdim. Ben arkadaşlarımla yer altında ölümle burun buruna çalıştım, eylemlerinde de onlarla birlikte olmak benim için çok önemliydi. Bunun üzerine memleketimden kalkıp geldim ve böylelikle direnişi başlattık. Toplam 14 ay boyunca maaş almamıştık ancak amacımız sadece maaşlarımızı almak değildi. Ermenek bölgesinde yaklaşık 500-600 kişiyi etkileyen neredeyse 20 yıldır devam bir sömürü düzeni var. Babadan oğula geçen bir sömürü düzeni var ve tazminat diye bir şeyi ben dahil işçilerin hiçbiri bilmiyordu. Direnişin ilerleyen dönemlerinde maaşlarımızı aldık ancak amacımız Ermenek’te 1 tane tazminat mağduru işçinin kalmaması ve 2014 yılındaki maden faciasında kaybettiğimiz 18 arkadaşımızın da haklarını alabilmek için bu mücadeleyi devam ettiriyoruz.

Emel Tunc Demir Maden muhendisiMadende kadın olmaya gelirsek, 7 yıl arkadaşlarımla birlikte yer altında çalışınca aslında kadın kimliğimi unutuyor gibi oluyordum. Çünkü 100 erkekle beraber çalışıyorsunuz. Onlar madende çalışmanın zorluklarını nasıl aşıyorlarsa beden gücümü kullanmasam da ben de bir şekilde aşmak zorunda kalıyordum. Ermenek’te ilk işe başlayacağım zamanlarda benim için, kadın olduğum için; yapamaz, gider demişlerdi. Kadınlara örnek olmak için bu işi yapacağıma dair kendime söz verdim ve başardım.

Buradaki direnişe katılamama babam en başta “gitme boşuna uğraşırsın” demişti ama son gelinen aşamada destek veriyorlar. Memleketimden çıkıp arkadaşlarımın yanına geldim, onlarla beraber dışarıda sokakta yatıyorum. Haksızlığa karşı dimdik ayakta durduğumuz için ailem de benimle gurur duyuyor ve destek veriyorlar.

Direniş süresince beni en çok çok şu etkiledi; 12 Ekim 2020’de Ankara yürüyüşü kararı aldığımızda ocaktan arkadaşlarla birlikte yürüyüşe başladık. Albay yani alay komutanı işçinin birisine “sen duygu sömürüsü yapıyorsun” dedi. 13-14 ay boyunca maaş alamamış, evine ekmek götürememiş, çocukları bir şey istediğinde “unuttum” diyerek yalan söylemek zorunda kalmış bir işçiye, alay komutanı duygu sömürüsünden bahsediyor. Öyle mi alay komutanı, biz duygu sömürüsü mü yapıyoruz? Hakkını arayan, maaşını alamamış birine bu sözlerin söylenmesi bu beni çok etkilemişti.

Burada aslında maden işçilerinden çok kadınların ve çocukların çok güzel destekleri oluyor. Bizi de ayakta tutan bunlar. Soğuk, yağmur, çamur demeden bizimle birlikte park alanında kalıyorlar. Babaları eve gitmediği için çocuklar özlüyor ve babalarını görmeye geliyorlar. Çocuklardan birine, biz burada ne yapıyoruz diye sorduğumuzda “babamın hakkını arıyoruz, bir daha iş kazaları olmasın istiyoruz” diye cevap veriyor. 7 yaşındaki bir çocuk bunu söylüyorsa büyük insanlar neden susuyor?”