Salı, Aralık 6, 2022
spot_img

Bir Başkadır Benim Memleketim

‘Bir Başkadır’ özenli, güzel, söyleyecek pek çok sözü olan, insana dair bir Türkiye manzarası

Yazının başlığı hiçbirinize yabancı gelmedi, öyle değil mi? Belki de Ayten Alpman’ın 1970’li yıllarda seslendirdiği, çok sevilen, “milli” duyguları coşturan ‘Memleketim’ şarkısının melodilerini mırıldanmaya başladınız bile.  Doğrusunu söylemek gerekirse, sözlerini Fikret Şeneş’in yazdığı Memleketim aslında ‘Rabbi Elimelekh’ adlı bir Yahudi halk şarkısıydı. Fransa’nın dünyaya armağan ettiği en güzel seslerden Mireille Mathieu de, ‘L’aveugle’ adıyla seslendirmişti bu parçayı.

Özellikle 1970’li, 80’li yıllarda milli marş gibi söylenen ‘Memleketim’in geçmişini bilen fazla insan yok muhtemelen. Tıpkı milliyetçilerin çok sevdiği ‘Çırpınırdı Karadeniz’ şarkısının, Ermeni halk ozanı Sayat Nova’nın ‘Kamança’ adlı eserinin Türkçe sözlü hali olduğunun pek bilinmemesi gibi…

Başlıktan yola çıkıp bambaşka yerlere gittim, ama size asıl anlatmak istediğim Berkun Oya’nın yazıp yönettiği Netflix dizisi ‘Bir Başkadır’. İzlediğinizde, ‘Bir Başkadır’ın sonuna “benim memleketim” kelimelerini eklemekte beis görmeyeceğinizi rahatlıkla söyleyebilirim. Zira ‘Bir Başkadır’ kelimenin tam anlamıyla gerçekçi, tarafsız ve önyargısız bir Türkiye panoraması sunuyor izleyicilerine. Uzun süreli ve özenli bir çalışmanın ürünü olduğu hem diyaloglarından ve görüntülerinden hem de oyunculuklarından belli olan Bir Başkadır’da değişik sosyal sınıflardan gelen, dünyaları birbirlerinden tamamen farklı insanların belli noktalarda kesişen öyküleri var.

Bugüne kadar tiyatro yazarı, senarist ve yönetmen olarak başarılı çalışmalara imza atan Berkun Oya’nın Netflix için yaptığı ‘Bir Başkadır’, açık ara farkla, bu platformda izlediğimiz en iyi Türkçe dizi. Birinci bölüm, Öykü Karayel’in oynadığı Meryem karakterinin İstanbul’un kıyılarındaki köy benzeri gecekondu mahallesinden çıkıp otobüse binmesiyle başlıyor. Akabinde şehrin orta yerindeki bir rezidansta görüyoruz Meryem’i. Temizliğe gittiği lüks daireye girip çantasından bir şey çıkarıyor. Şaşkınlıkla geçen birkaç saniyenin ardından ise bayılıp yere yığılıyor. Akabinde bu bayılma anının bir yıl öncesine gidiyor ve başörtülü Meryem’i Devlet Hastanesi’nde, bir psikiyatristin karşısında buluyoruz.

Meryem’in psikiyatristi Peri, Beyaz Türk bir ailenin Batı’da eğitim almış kızı. Bu yüzden de her sorununda mahalledeki hocaya danışan, gelenekçi bakış açısına sahip, başörtülü Meryem’e önyargıyla yaklaşıyor. Bunu hastasına belli etmemeye çalışsa da zihnine işlenmiş kodların zorlamasına karşı koymakta güçlük çekiyor. Peri’nin de sorunları var ve bunlarla başa çıkmak için psikiyatrist arkadaşı Gülbin’le görüşüyor. Gülbin yıllar evvel Doğu’dan İstanbul’a göç etmiş bir Kürt ailenin okumuş, modern yaşam tarzını benimsemiş, başarılı kızı.

Dizinin en önemli karakterlerinden biri olan Meryem’in ağabeyi Yasin ise dinine, geleneklerine bağlı, mert ve sert bir Türk erkeği. Yasin’in karısı Ruhiye travmatik geçmişinin izlerini silmekte zorlanan, psikolojik sorunlarının kıskacında çırpınan genç bir kadın. Bu arada Meryemlerin mahallesindeki hocayı, Gülbin’in sert mizaca sahip ablasını ve Meryem’in temizliğe gittiği Sinan Bey’i de atlamamak lazım. Zira hepsi de önemli ve çok iyi işlenmiş karakterler. Nazım Hikmet’in unutulmaz şiirine atıfla “memleketimden insan manzaraları” da diyebiliriz ‘Bir Başkadır’a.

Berkun Oya’nın bende iz bırakan dizisinin belki de en ayırt edici özelliği, öyküde bütün karakterlere eşit derecede önem verilmesi. Daha açık bir ifadeyle bir-iki ana karakter yok bu dizide, her karakter üzerinde özenle çalışılmış. Diyalogların gerçekçiliği ve derinliği de gerçekten takdire şayan. Her karakter kendi sosyal sınıfına, yaşadığı yere uygun biçimde konuşuyor ve bu da diziye doğallık katıyor.

Sosyal yanları ağır basan bir dram olmasına rağmen hiç sıkılmadan, rahatlıkla izlenen bir dizi ‘Bir Başkadır’. Bunda en büyük başarı senarist ve yönetmen Berkun Oya’ya ait tabii ki. Görüntüler, geçişler, müziklerin kullanımı… Hepsi de üzerinde titizlikle durulmuş hususlar.

Oyunculuklar gerçekten çok iyi. Belli ki yönetmen de oyuncuların tüm potansiyellerini kullanmalarını temin etmek için çaba göstermiş. Özellikle Meryem’i oynayan Öykü Karayel ile Yasin’i oynayan Fatih Artman’ın performansları muhteşem. Öykü Karayel gelenekçi ama aynı zamanda son derece zeki, hazırcevap ve şakacı Meryem’i elbise gibi giymiş üstüne. Hoca’yı oynayan Settar Tanrıöğen, Ruhiye rolünde Funda Eryiğit, Peri’yi oynayan Defne Kayalar, Sinan rolünde Alican Yücesoy ve Gülbin rolünde Tülin Özen de çok başarılı. Bölümlerin sonundaki 70’li, 80’li yılların Türkiye’sini ekrana taşıyan şarkılar, görüntüler de nostaljik, hoş bir detay.

Uzun lafın kısası, ‘Bir Başkadır’ özenli, güzel, söyleyecek pek çok sözü olan, insana dair bir Türkiye manzarası.

- Advertisement -

Bir Cevap Yazın

Gazeteci, Yazar
1,520TakipçilerTakip Et
1,320TakipçilerTakip Et
Seçim sürecinin fiilen başlamasıyla birlikte ittifaklar ve partiler genel sorunlarla birlikte neler yapacaklarını da açıklamaya başladılar. Saray/AKP/MHP ittifakı emekçilerin, yoksulların krizine dönüştürdüğü ekonomik sorunları...
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2021 yılında yayınladığı bir raporda üretilen dört milyar ton gıdanın 2,7 milyar tonunun tüketildiğini, 1,3 milyar tonunun...
Birinci Dünya Savaşı öncesi Fransa’sına gidip, çağdaş, entelektüel, özgür düşünceli, sol siyasal duruşa sahip bir erkeğe, kadınların seçimlerde oy kullanması üzerine fikirlerini sorabilseydik, alacağımız...