Perşembe, Aralık 2, 2021
spot_img

Günler ve Haklar

4 aralık dünya madenciler günü, 5 aralık kadın hakları günü, 10-17 aralık insan hakları haftası…

sanırım örgütsel gerileyişimizin en belirgin yanlarından biri de klişelere tutsak oluşumuz. internetin sağladığı olanaklarla ‘rehber’ saydığımız kişi veya örgütlerin her yıl yineledikleri açıklama ve görselleri, bazen de önceki yıllarda paylaşılanları kopyala yapıştır yapıp sosyal medyada paylaşarak ‘görevimizi’ yapmış oluyoruz. (oysa iktidar kopyala yapıştırdan fazlasını yapıyor hepimize)

çok az sayıda insan ve örgüt madenciler gününde iş cinayetlerinde öldürülen madencilerin çalışma koşullarına, şu anda Soma’da, Ermenek’te süren 8-10 yıllık haklarını alma savaşımına değindi. eğer madenciler günü kutlanacaksa madencilerin ve hatta ailelerinin sorunları, verdikleri savaşım, iktidarın madencilere, maden iş koluna yaklaşımı nasıl olur da gündeme getirilmez…?

kadın hakları günü de aynı biçimde… Türk Kadını’na seçme ve seçilme hakkının verilmesi çerçevesini aşmayan bir kutlama. (bu konuda Doğan Alpaslan Demir’in  Mukavemet Dergi’deki ‘İnkılapları Doğuran Hamlelerdir’ yazısını önererim)… şu anda kadınların yaşadığı şiddet, ayrımcılık, yok sayılma gibi eşitsizliklere değinmeden kadın hakları günü kutlanabilir mi? üzerinden geçen 86 yıla rağmen kadınların siyasete, kamu yönetimine neden katılamadıkları, neden her gün 3-4 kadının öldürüldüğü, eğitim haklarının günden güne ellerinden alındığı, her geçen yıl çalışma yaşamının dışına itildikleri sorgulanmadan 86 yıl öncesine sığınmak… kıyısından köşesinden dolanmak bugünden daha geri bir noktaya göz yummak anlamına gelir…

Hepimiz İçin İnsan Hakları

korkarım insan hakları haftası daha da cılız, sönük açıklamalarla geçecek. açıklamaları da İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve sosyalistler yapacaklar… tam da salgının hepimizi kırıp geçirdiği, ekonomik krizi derinleştirdiği, iktidarın ekonomi ve salgın yerine ‘algı yönetimini’ öncelediği koşullarda yitirdiğimiz ve yitireceğimiz haklarımızı daha da gür ve örgütlü olarak talep etmenin, bu talepleri örgütleyerek mukavemeti büyütmenin yollarını aramalı ve bulmalıyız…

insan hakları noktasında yaşamın her alanına ilişkin sözümüz olmalı. cezaevlerindeki siyasetçiler, gazeteciler, öğrenciler ve akademisyenlerin düşünce ve ifade hakları… khk ile ihraç edilen ve tüm yurttaşlık ve insan hakları ellerinden alınan kamu çalışanları… yoksullukları ve altyapı eksikliği nedeniyle ‘uzaktan eğitim’ alamayan çocukların eğitim hakları… enerji politikaları ve rant uğruna tarlaları, ormanları, dereleri yağmalanan ülkemizde hepimiz sağlıklı çevrede yaşama hakkımız…

madenciler günü ve kadın hakları günü ile başlamıştım; iş cinayetlerinde öldürülen madencilerle (ve tüm emekçilerle), koca/sevgili eliyle öldürülen kadınların yaşam haklarını yok eden anlayış aynı kültürün ve siyasal düzenin ürünüdür.

8-10 yıldır madencilere, yetim çocuklarına haklarını vermeyen “kıdem tazminatı haramdır” diyenle, “kadının görevi çocuk bakmaktır”, “kadın erkeğe emanettir” diyen ve çalışma, eğitim, siyaset haklarını yok sayan anlayış aynı ideolojik ve siyasal kültürün ürünüdür… dolayısıyla yaşanası bir ülke ve dünya savaşımı da tüm ezilenlerin, yaşam hakkı başta olmak üzere hakları yok edilenlerin elleriyle verilmelidir, verilecektir.

Günler Ve Haklar Her Güne Ve Herkese

günler duyarlılıkların anımsanmasının ötesine geçirilmeli ve yaşamın sürekliliği içinde yer bulmalıdır. klişelerden uzak, bugünü anlayıp yarını öngörerek insan olmaktan kaynaklı haklarımızla birlikte yurttaşlık haklarımızı da ellerimize almak zorundayız…

demokratik, adil, eşit, sosyal ve devrimci bir toplumun yaratılması yitirdiğimiz ve talep ettiğimiz haklarımızın ortak olduğu bilincini açığa çıkarmakla olasıdır… bu da yetmez; elimizden alınan veya alınmaya çalışılan haklarımız için de birlikte savaşım vermek zorundayız…

çünkü;

iş cinayetleri ile kadın cinayetleri özünde aynı ellerin ürünüdür. kadını ev içi ücretsiz köle sayanla çalışanların ücret vd. haklarını vermeyen aynı anlayıştır. yoksul çocukların eğitim haklarından mahrum olmasını umursamayanla gazetecileri, siyasetçileri hapse atan aynı yaklaşımdır. yaşadığımız şu salgın günlerinde patronlara vergi afları çıkaran, teşvikler verenle işçileri ücretsiz izin ödeneğine, işsizlik maaşına (mutlak yoksulluğa) tutsak eden aynı siyasi düzendir. Soma maden ocaklarında “hadi hadi” dayıbaşılık düzeni ile 301 insanının canını alanla sağlık emekçilerini tüm ekonomik, sosyal haklarını askıya alarak çalıştıran düzen aynı ideolojik düzendir…

o halde ve her halde hep birlikte mukavemet…

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

Emekli Maden İşçisi, Şiir Yazar
836BeğenenlerBeğen
733TakipçilerTakip Et
311TakipçilerTakip Et
Geçtiğimiz hafta Kitaba Dair’in konuğu Kamil Kartal idi. Kamil Bey ile NotaBene Yayınları'ndan çıkan Öyle Mi Alay Komutanı! Sınıf Hareketiyle İç İçe Bir Ömür...
Sol Parti, AKP’nin ortaya attığı anayasa tartışmalarını bir “tuzak” olarak    adlandırıyor. Parti başkanlar kurulu, bu konuda hazırladığı bir bildiriyi/mektubu sol kamuoyu, diğer sol...
son yıllarda günden güne artan bir kriz yaşıyoruz… bu kriz genel bir kriz değil elbette; kriz emekçiler, çiftçiler, işsizler için söz konusu. daha doğrusu...
Geçtiğimiz hafta Salı günü döviz kurundaki ani yükseliş sonrası birçok kentte toplumun değişik kesimlerinin sokağa çıkarak ekonomi politikalarından kaynaklı zamları protesto etmeleri önümüzdeki günlerde...

YAZARIN DİĞER YAZILARI