Pazar, Aralık 5, 2021
spot_img

Hepimiz Oradaydık

Gezi Direnişi katılıp sahip çıkanların da, karşı çıkıp durdurmaya çalışanların da ömürleri boyunca unutamayacakları bir kardeşleşme eylemiydi…

Gezi Direnişi katılıp sahip çıkanların da, karşı çıkıp durdurmaya çalışanların da ömürleri boyunca unutamayacakları bir kardeşleşme eylemiydi… yeryüzünde ender görülen kapsayıcı yanı, katılan ve destekleyenlerin kendilerini buldukları, üstelik kendileri gibi olmayanlarla yan yana durdukları bir direniş…

ve insanlar

öfkeleriyle gelmişlerdi

hepimiz oradaydık

muktedirin “mesele üç beş ağaç değil” diyerek suç üretme çabasına, bunu yaparken de “üç beş ağaç” nitelemesiyle ağaçları, ağaçlardaki kuş yuvalarını, börtü böceği, gölgesine sığınanların haklarını, kentte yaşayanları yok saymasına karşı başlayan bir direniş…

fakat saldırgan değillerdi,

bilgileriyle gelmişlerdi

hepimiz oradaydık

iktidarın ve yandaşlarının devlet gücüyle, medyasıyla, ideolojik, dinsel kışkırtmalarıyla saldırdığı ve terörize ettiği koşullarda bile soğukkanlılığını koruyan, aynı anda bir öfke seli olarak tüm ülkeye yayılan bir eylem… vicdanını koruyanların özgürlüklere, eşitliğe, adalete, yaşam biçimlerine yönelik saldırılar karşısında “korku duvarlarını yıktıkları” bir direniş..

fakat dayatmacı değillerdi,

vicdanlarıyla gelmişlerdi

hepimiz oradaydık

hiçbir örgütün, ayrıcalıklı bireyin baskın olmadığı, gün içinde tüm işlerin ve gereksinimlerin paylaşım ve dayanışma ilişkileriyle sürdürüldüğü, ilişkilerin ayrıştırıcı kimlikler yerine insan ve yaşam üzerinden kurulduğu, “yârin yanağından gayrı” her şeyin bölüşüldüğü bir direniş…

üstelik ayrımsız

tüm canlıları sahiplenerek

hepimiz, hep birlikte

bostanıyla, reviriyle, kütüphanesiyle, elektrik üreten paneliyle, direniş sitesiyle, çapul tv.siyle gelecek güzel günler düşümüzün en acemi, en yalın ve yalansız bir denemesiydi gezi direnişi… her türden kapitalist sömürü ilişkisinin, ideolojik/ politik dayatmanın reddedildiği bir direniş…

bir ağaca sarılmakla başladı

yan yana gelip orman olmakla

hepimiz oradaydık

pankartları, duvar yazıları, sloganları ve forumlarıyla yalnızca Gezi’ye, yalnızca Taksim’e değil ülkenin her noktasındaki yağmaya, talana, şiddete ses veren, ülkenin her yerinden ses verilen, şiddete ve ölümlere rağmen “kısasa kısas” demeyecek olgunlukta bir direniş…

bugüne kalan

Gezi Direnişi “üç beş ağacı” korumak için başlamış olsa da iktidarın şiddet ve dağıtmaya yönelik hamlesi karşısında o ana kadar susmuş olan milyonlarca insanın kendi sorunlarını, sıkıntılarını, öfkesini dile getirmesine yol açtı… içten içe kabaran ve sosyalistlerin, devrimcilerin zamanında ve yeterince göremediği bu kabarma ve dalga siyasal önderlikten yoksun olmasına rağmen olabilecek olanın en iyisini, en görkemlisini gerçekleştirdi…

Gezi’den bugüne kalanlar üzerine çok sayıda akademik yayın yapıldı, yapılacaktır… kendi payıma gördüğüm şeylerin başında; o günlere kıyasla çok daha baskıcı, karşısındakini yok sayıcı, düşmanlaştırıcı iktidar karşısında yan yana gelmeniz gerektiğini, hatta nasıl olacağını da göstermiştir…

bir biz biliyoruz

sevinçlerimizi bağışladık yeryüzüne

insanların yalnızlığını giyinip

ayrılıklarına ağladık

bir biz biliyoruz oysa

dicle’nin gözyaşıyla büyür fırat

insanlaşmadan geçilmez hiçbir sırat

iki hafta boyunca milyonlarca insanın tüm ayrımlarını bir kenara bırakarak özgürlük, eşitlik, adalet, barış, dayanışma talebiyle, üstelik şiddete, gözaltılara, ölümlere rağmen yalnızca İstanbul’da değil tüm ülkede sokağa çıkmasını sağlayan, hepimizi aynı parklarda, alanlarda buluşturan şey ortak sorunlar ve talepler için ortak savaşımın anlaşılmış olmasıdır… partiler, örgütler vd. bugünü görememiş olabilirler; görenler geleneksel davranışlarını aşamamış olabilirler… fakat milyonlarca insan bu gerçekliği gördü ve siyasal yapıların önüne geçti… bugüne ve yarına kalan en önemli bilgi ve deneyim budur…

çoğu zaman yalnız ve hüzünle

hoş geldin hayat

soluğunu soluğuma kat

büyüyeceksek birlikte olmalı

öleceksek de birlikte

hoş geldin hayat

düşünü düşüme kat

Korkut Boratav hocanın “Gezi sınıf hareketidir” saptaması önemlidir. iki gün yer alabildiğim Gezi Direnişi’ne katılanların önemli bir kısmı beyaz yakalı olarak tanımlanan çalışanlar veya çalışacak olanlardı… ziyaret ettiğim DİSK çadırına taşeron işçiler de uğruyordu fakat sendika üyesi değillerdi. KESK üyesi olmayan beyaz yakalılara da rastladım… kendilerini sosyalist, devrimci olarak tanımlayanların (benim rastladıklarımın) bir kısmının da aidiyetleri yoktu… o zaman neden diye sordum, şimdi de soruyorum; her türlü şiddeti, baskıyı, hatta ölme olasılığını göze alıp direnişe katılanlar sınıf örgütlenmelerinden uzak duruyorlardı, duruyorlar; neden…?

başta Gezi Direnişi olmak üzere insanlaşma yolculuğu olarak gördüğüm özgürlük, eşitlik, adalet, barış, dayanışma ve sömürüsüz bir dünya savaşımında yitirdiklerimize saygıyla…

Bir Cevap Yazın

Emekli Maden İşçisi, Şiir Yazar
836BeğenenlerBeğen
733TakipçilerTakip Et
310TakipçilerTakip Et
Sınıf mücadelesi kavramı, normal olarak, Emek Partisi’nin (EMEP) anayasa tartışmalarındaki hareket noktasını oluşturuyor. Parti, tarihsel bir perspektiften, sınıf mücadelesi ile demokratik laik anayasa mücadelesini...
son yıllarda günden güne artan bir kriz yaşıyoruz… bu kriz genel bir kriz değil elbette; kriz emekçiler, çiftçiler, işsizler için söz konusu. daha doğrusu...
Geçtiğimiz hafta Kitaba Dair’in konuğu Gökhan Atılgan’dı. Gökhan Hoca’yla Yordam Yayınları’ndan çıkan Türkiye İşçi Partisi Radyoda: Proletaryanın Büyülü Kutusu kitabı üzerine sohbet ettik. Mete Kaan...
Geçtiğimiz hafta Salı günü döviz kurundaki ani yükseliş sonrası birçok kentte toplumun değişik kesimlerinin sokağa çıkarak ekonomi politikalarından kaynaklı zamları protesto etmeleri önümüzdeki günlerde...

YAZARIN DİĞER YAZILARI