Pazar, Mayıs 19, 2024
spot_img

Seçim algoritmaları üzerine bir ileri bir geri…

Erdoğan ve ekibi, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için tüm kartlarını oynadı veya oynayacağı kartların hepsini biliyoruz, işe yaramayacağını da biliyoruz, çünkü torbasındaki bütün inciler delik, zarlar hileli, vaatleri Kafdağı’nın ardında, dilleri çatal, “adamları” kel!

Algoritmanın da suyunu çıkardık ama yazacaklarım için daha iyi bir yol bulamadım. Konu malum olduğu için peşreve gerek olmadan girişiyorum.

Türk siyasi tarihi üzerine çalışanlar için 1950 genel seçimleri kırılma noktasıdır. 73 yıl sonra yine bir 14 Mayıs günü yaşayacaklarımız, tarih kitaplarının kalınlığını oldukça arttıracaktır. Soru cevap biçiminde algoritmik yöntemle, 14 Mayıs seçimini kısacık yazacağım.

Saray/iktidar bloğu hangi seçim stratejilerini kullanıyor, kullanacak?

AKP, seçmen sayısını arttırmak için olmasa da seçmenlerini konsolide etmekte kullandığı 4T formülünden vazgeçmiyor. 4T formülünü biliyorsunuz: Troller, Togg, bolca traş ve şapkadan çıkan tavşan. Son günlerde Togg yetmeyince “uçak gemisi” de çıktı ortaya. Sorun şurada; 4T formülü AKP’yi birinci parti yapabilir ama Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına yetmez. Erdoğan “koltuğu” kaybederse, Meclis aritmetiği ne denli güçlü olursa olsun AKP hızla bitmeye mahkumdur. Çünkü AKP’nin varoluşu iktidar enstrümanlarına bağlıdır.

Erdoğan’ın şapkasındaki tavşan

Tayyip Erdoğan’ın siyasi zekâ ve/veya kurnazlığının alameti farikalarından birisi her sıkıştığında şapkasından bir tavşan çıkarmasıdır. Bu seçimlerde hırsları yeteneklerinden büyük siyasi aktörlerin ilk sırasına Muharrem İnce yerleşmiştir. Erdoğan’ın 4T’sinden ikisini, bol köpüklü traş ve şapkadaki tavşanı kullanarak ipi göğüsleyeceğini zanneden İnce, alacağı %1-7 arası oy ile seçimin ikinci tura kalmasına sebep olabilecektir. Erdoğan’ın en büyük beklentisi de budur.

İkinci tur

İçinde bulunduğumuz koşullarda, seçimin ikinci tura kalması Erdoğan için seçim zaferi gibi gösterilecektir. Çünkü AKP, olasılıkla milletvekili seçimini birinci parti olarak tamamlayarak moral üstünlüğü sağlayacaktır. Birinci turla ikinci tur arasında karanlık bir dönem yaşanacaktır; Erdoğan’ın bu tür süreçleri yönetmek konusunda yüksek becerilere, deneyime ve ekibe sahip olduğunu bilmeyenimiz kalmadı. Oysa altılı masa bileşeni partiler, milletvekili seçimleri süreci içinde yerel düzeyde pek çok sorun yaşayacak, sayısız çatlaklarla boğuşuyor olacaklardır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda, altılı masanın CHP dışındaki partilerinin, seçmenlerini sandığa götürme isteksizlikleri ve umursamazlıkları şaşırtıcı olmamalıdır. Ama orada bir durun; algoritma farklı şekilde de işliyor olabilir. Altılı masa liderlerinden özellikle ikisinin, Meral Akşener ve Ali Babacan’ın kendi ölçüleri içinde siyasi manevra yapma becerilerinin yüksek olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle, seçimin ikinci tura kalması durumunda Erdoğan’ın şansını arttırdığını, yeniden seçilirse AKP’nin bir dört yıl daha çözülmeyeceğini öngöreceklerdir. Oysa Erdoğan’ın seçim yenilgisiyle Saray merdivenlerinden inmesi durumunda AKP’nin hızla dağılma sürecine gireceğini tahmin etmek için siyasi deha olmak gerekmiyor. Parçalanacak bir AKP’nin mirası, süreci en iyi yöneten merkez sağ partilerin elinde kalacaktır. Bu nedenle Meral Akşener ve Ali Babacan’ın Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonsuz çıkarları bulunuyor.

Cumhurbaşkanı seçiminde, Yeşil Sol Parti’nin (YSP) Kılıçdaroğlu’nun şansını çok arttırdığı kanaatindeyim. Solcuların, sosyalistlerin desteklediği bir Kürt partisinden, Kürtlerin desteklediği bir sol parti olmaya doğru kendini geliştirme yolundaki YSP, seçim ikinci tura bile kalsa Kılıçdaroğlu’na olan desteğini muhafaza edecektir.

Huzursuz ruh

Yazımı buraya kadar okuduysanız “O zaman her şey yolunda, birinci turda olmasa da ikinci turda Kılıçdaroğlu Başkan!” diyor olmalısınız. Oysa argümanlarıma katılıyor bile olsanız kaşınız gözünüz oynuyor, içinize sinmeyen, doğru gitmeyecekmiş gibi hissettiğiniz, huzursuz ve karanlık bir duygunuz var; yanılıyor muyum?

Apaçık ortada, Erdoğan ve ekibi, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için tüm kartlarını oynadı veya oynayacağı kartların hepsini biliyoruz, işe yaramayacağını da biliyoruz, çünkü torbasındaki bütün inciler delik, zarlar hileli, vaatleri Kafdağı’nın ardında, dilleri çatal, “adamları” kel!

Erdoğan şapkadan tavşan üretme çiftliği çıkartabilir mi?

Kendimize bile sormaya çekindiğimiz bu sualin cevabını hepimiz bal gibi biliyoruz; dost sohbetlerinde kısık ve titrek sesle, hadi utanmayalım korkuyla söylediğimiz bir yanıtı var bu sorunun. Telaffuz etmekte zorlanıyoruz çünkü “başka ne yapabilir?” sorusuna bulduğumuz yanıtları, en asgari düzeyde demokratik teamüllerin işlediğini varsaydığımız bir akıl süzgecinden geçiriyoruz.

Özcesi şudur:

Hem kişilerin hem de siyasi kurumların şapkadan bir tavşan üretme çiftliği çıkarılmasına hazırlanmış olarak, 14 Mayıs ve sonrası günlerde yapılabilecek bir oldu bittiye karşı teyakkuz halinde, sağduyulu ve cesur bir planlama içinde olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Umarım tüm bu kaygılarım, 21 yılda bize yaşatılan dehşetin ürettiği bir “paranoyadan” ibarettir ama tedbir iyidir.

Bir Cevap Yazın

4,573BeğenenlerBeğen
2,371TakipçilerTakip Et
9,078TakipçilerTakip Et
[td_block_10 limit="6" custom_title="YAZARIN DİĞER YAZILARI" autors_id="10"]