Perşembe, Mayıs 26, 2022
spot_img

“Nerde yedin paraları söyle, söyle”

Korkuya tutsak, edilgen, umutsuz, aşka ve barışa inancını yitirmiş, kahramanlar tarafından kurtarılmayı bekleyen toplumlarda aşk, barış, yoksulluk, eşitsizlikleri sorgulayan müzik parçaları popüler olmayı başaramayacaktır.

Müziğin topluma mesaj verme, yerleşik düzene meydan okuma, statükoyu koruma ve/veya değiştirme gücü hakkında temkinli konuşmakta fayda var.  Örneğin elinde sazıyla içinde yaşadığı toplumun hurafelerine, yobazlığına kafa tutan ve hatta kafa atan Aşık İbreti’yi ele alalım:

“İlme hizmet ettim uykudan kalktım
Sarık, seccadeyi elden bıraktım
Vaizin her günkü vaazından bıktım
Ramazanı sele verdim de geldim”

1967 yılında Elbistan’da saldırıya uğrayarak yaşadığı şehri terk eden İbreti’nin (Hıdır Gürel) Youtube’da yer alan videosu[i] 25.000 kez tıklanmış. Bu sayı, müziğin halkı etkileme, verdiği mesajın toplum bilincine ne ölçüde yansıdığını gösteriyorsa durum sahiden vahim demektir.

Evet, “zayıf” bir örnekle başladık… Pink Floyd’a ne dersiniz? 1979 yılında eğitim sistemine karşı sert bir protesto niteliğindeki ortaya çıkan “Another Brick In The Wall”[ii] dünyanın pek çok ülkesinde yasaklandı ama eğitim sistemindeki zorbalığın tartışılmasına ve öğrencilere yönelik fiziksel şiddetin sorgulanmasına katkıda bulundu:

“Eğitime ihtiyacımız yok

Düşünce denetimine de ihtiyacımız yok

Sınıflarda aşağılanmaya da

Öğretmenler rahat bırakın çocukları

Hey öğretmen! Rahat bırak o çocukları

Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir başka tuğla

Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir başka tuğlasın sen.”

Toplumu belli bir hedefe yönlendirme, bir motif etrafında kenetlenmelerini sağlama, sempatizanlarını zor ve tehlikeli bir göreve sevk etmek amacıyla üretilmiş müzik türlerinin başında marşlar geliyor. Marşlarda toplumun kolektif duygularının en hassas ve keskin olduğu temalar kullanılır. Vatan, namus, aile, din, ırk, kardeşlik, intikam, geleneksel düşmanlıklar maniple edilebildiği gibi “özgürlük ve eşitlik” talepleri de marşlara konu edilebilir. Marşların en önemli özelliği, sözlerin değiştirilerek karşı/farklı kamplar tarafından kullanılabilmesidir. Öyle ki farklı rejimlere tabi olan ulus devletlerin tümü “milli birlik” amaçlı, birbirine benzer marşlara sahiptir. Üstelik marşlar statükonun sorgulanmasına izin vermez. Doğrular ve yapılması gerekenler vardır, marşı dinleyenler ve söyleyenler yöneltildikleri hedef doğrultusunda konsolide olurlar. Bu nedenle bir marşın “devrim” sözleri içeriyor olması onu devrimci yapmaz.

Bir müzik parçasının popüler olması, dinlendiği toplumun kültürel, ideolojik kodlarına ne ölçüde referans verdiğine bağlıdır. Pop müzik, toplumun en yoğun yaşadığı duygu, umut, inanç, kültürel ve ahlaki değerlere dokunarak kendini var eder. Korkuya tutsak, edilgen, umutsuz, aşka ve barışa inancını yitirmiş, kahramanlar tarafından kurtarılmayı bekleyen toplumlarda aşk, barış, yoksulluk, eşitsizlikleri sorgulayan müzik parçaları popüler olmayı başaramayacaktır.

Temel değerleri felç olmuş bir toplumun “Dayan, çoğu gitti azı kaldı” veya “O çiçekten günler çok yakın, inan” sözleriyle ürpermesine şaşırmamak gerekir. Böyle bir toplumun, “Her şeyin sonu var, bu çile de bit’çek, Oh, oh, zilleri takıp oynıy’ca’z o zaman” sözlerindeki edilgen ve yakında biri bizi kurtaracak umuduna sarılmasını diyalektik bir sonuç olarak değerlendirmek yararlı olur. “Geç’çek, geç’çek, elbet bu da geç’çek” nakaratına protest bir anlam yükleyebilmek için “nasıl geçecek” sorusuna bir yanıt vermeli veya önermede bulunmalıdır.

Sosyal medyada Tarkan’ın söylediği şarkının “iktidar kanadında panik yarattığı” fikrini anlamakta zorluk çektiğimi söylemek isterim. Daha şimdiden sosyal medyada Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu fotoğraflarını “Fetö” fotolarıyla birleştirip altına “Gitçek, gitçek bunlar da gitçek” mesajları paylaşılmaya başladı. Eğer günümüz pop müziğinde protest bir çıkış aranıyorsa, Gamze Aksoy’un Youtube’da 82.933.965 görüntüleme sayısına ulaşan ve düğünlerin ve kadınlar matinelerinin olmazsa olmaz parçası hale gelen “Nerde Yedin Paraları”[iii] şarkısını tercih ederdim. Bir yandan göbek atıp öte yandan hesap sormak yaşadığımız gündemin çıldırtıcı havasına daha uygun olmaz mıydı?

“Nerde yedin paraları söyle, söyle

Nerde yedin Dolarları söyle, söyle

Nerde yedin Euroları söyle

Boğazında kalsın, boğazında kalsın”  

 

DİPNOTLAR

[i] [i] Dinleyin lütfen: https://youtu.be/MQ7BSa70lJE

[ii] Dinleyin lütfen:  https://www.youtube.com/watch?v=5IpYOF4Hi6Q ve https://www.youtube.com/watch?v=0uiBZaxQUnc

[iii] https://www.youtube.com/watch?v=AFGJC_5cOgU

Bir Cevap Yazın

4,573BeğenenlerBeğen
2,371TakipçilerTakip Et
9,078TakipçilerTakip Et
reşit olmak çocukluktan yetişkinliğe, yasal olarak kendi sorumluluğunu alacak yaşa gelmek olarak açıklanabilir kısaca… eşitlik de fiziksel, sınıfsal, ırksal, dinsel, cinsel, etnik vb. kimliklerin...
Saray/AKP/MHP iktidarının içerde ve dışarda ideolojik, siyasi önceliklerine göre belirlediği, kendine (ideolojik, siyasi, askeri, kültürel) bir egemenlik alanı yaratmayı amaçlayan fakat gerçeklikten kopuk Yeni...
Bu yazının konusu başlığından da anlaşılacağı üzere mitsel bir hikâyeye ve onun psikoloji literatürüne kazandırdığı bir teoriye dayanıyor. Öyleyse, öncelikle mitoloji ve mitoloji-psikoloji bağlamı...