Bir Garip Orhan Veli

Garip kitabının önsözündeki ‘şairaneliği yıkacağız’ yazısı kafiyeyi tümüyle reddetmeyen Nazım’ı üzdü. Orhan Veli ve arkadaşlarının yeni şiirini ‘şeytan uçurtması yapmak’ olarak yorumladı. Cezaevinden Memet Fuat’a ‘’Mithat Cemal ne kadar şekilperestse, Orhan Veli de o kadar şekilperest, ikisi de yobaz” diye yazarak tarihe not düştü.

Orhan Veli kimdir sorusuna verilecek pek çok yanıt vardır. Kendisini kendi şiirinden şöyle anlatır:

“1914’te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. / 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. / 13’te Oktay Rifat’ı, 16’da Melih Cevdet’i tanıdım / 17 yaşında bara gittim / 18’de rakıya başladım / 19’dan sonra avarelik devrim başlar / 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim / 25’te başımdan bir otomobil kazası geçti / Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim”

Birbirinden ayrılmayan edebiyatçıların başında geliyor Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday… Bu beraberlik, eskiye olan eleştirel bakış onları hem kalem kardeşi yapıyor hem de Garip akımının öncüleri kılıyordu. Eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih ve mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduklarını açıkladılar, elbette bu şiir için yepyeni bir duruş biçimiydi, yadırganacak ve küçümsenecekti…

Garip kitabının önsözündeki ‘şairaneliği yıkacağız’ yazısı kafiyeyi tümüyle reddetmeyen Nazım’ı üzdü. Orhan Veli ve arkadaşlarının yeni şiirini ‘şeytan uçurtması yapmak’ olarak yorumladı. Cezaevinden Memet Fuat’a ‘’Mithat Cemal ne kadar şekil perestse, Orhan Veli de o kadar şekil perest, ikisi de yobaz” diye yazarak tarihe not düştü.

Orhan Veli ise arkadaşlarıyla bir araya gelerek yayınlamaya başladıkları, ‘Yaprak’ isimli fikir ve sanat gazetesini yayınına devam edebilmek için bazen paltosunu bazen de Abidin Dino’nun kendisine hediye ettiği tabloları satarak, Birinci Yeni şiirlerini yazıyor ve dönemin Türkiye’sini kayıt altına alıyordu.

“Bu düzen böyle mi gidecek

Pireler filleri yutacak”

Antikomünizmin ülkemizde en güçlü olduğu dönemde Nazım Hikmet’in yanında duran Orhan Veli böylece aralarında ilelebet sürecek sevginin ve saygının temellerini atmış oldu.

Orhan Veli’nin ‘Hürriyete Doğru’ şiiri de Nazım’ın keskin gözünden kaçmamış olacak ki,

“Görmüyor musun, her yanda hürriyet/ Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol/ Git gidebildiğin yere.” mısralarına seslenerek, 10 yıl sonra ‘Nazımca’ yanıt verir…

“Denizin üstünde ala bulut / yüzünde gümüş gemi / içinde sarı balık / dibinde mavi yosun

Kıyıda çıplak bir adam / durmuş düşünür.

Bulut mu olsam, / gemi mi yoksa, / balık mı olsam, / yosun mu yoksa?

Ne o, ne o, ne o / Deniz olunmalı oğlum; bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.”

Orhan Veli belediyenin açtığı çukura düşmesinden iki gün sonra 14 Kasım günü hayatını kaybetmesiyle Aşiyan mezarlığında, Abidin Dino’nun yaptığı kabre defnedilir. Mezar taşında sadece “Orhan Veli 1914-1950” yazılır.

Orhan Veli’nin ardından arkadaşları tarafından bir defaya mahsus olmak üzere son bir Yaprak çıkarılır. Son Yaprak’ta; Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Sabahattin Eyüboğlu, Abidin Dino ve Cahit Sıtkı, Orhan Veli için yazarlar.

Ve Nâzım Hikmet yine selam gönderir Orhan Veli’ye… “Slavya Kahvesinde Dostum Tavfer’le Yarenlik” adlı şiirinde, ölen arkadaşı Çek şair Nezval’i Orhan Veli’yle buluşturur.

“Nezval geçer taze çıkmış kabrinden/ paramparça yüreği de elinde/ve Orhan Veli’yle karşılaşırlar/Urumeli hisarından gelir o/ve telli kavağa benzer Orhan’ım/yüreciği delik deşik onun da/ biz de aynı loncadayız biliriz Tavfer/ zanaatların en kanlısı şairlik /sırların sırrını öğrenmek için / yüreğini yiyeceksin, yedireceksin.”

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz