Salı, Mayıs 21, 2024
spot_img

Eşit Miyiz

eşitlik kavramı cümle içinde en çok kullandığımız, günlük yaşam içerisinde en az tartıştığımız ve sorguladığımız bir kavram...

eşitlik kavramı cümle içinde en çok kullandığımız, günlük yaşam içerisinde en az tartıştığımız ve sorguladığımız bir kavram gibi geliyor bana… aile içi ilişkilerden, sokakta, mahallede, kentte, ülkede ve dünyada ilişkide olduğumuz olmadığımız tüm insanlarla (ve diğer canlılarla) olan ilişkilerimizin durumu açısından baktığımızda eşit olmadığımız ortada. mutlak, kesin bir eşitlik ilişkisi ütopik görünse de, ütopyanın yol gösterici bir yanının olduğunu düşünüyorum…

son günlerde sosyal medyada gözüme çarpan bazı olaylar eşitlik kavramı üzerine yazmaya itti. sondan aşlayayım; Gaziantep ve Mardin’deki trafik kazaları (katliamları) sonrası çok sayıda insan sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarda cümlelerine ‘vatandaşlarımıza’ diye başlamış… kim ama kim olursa olsun hiç kimsenin diğer insanlara ‘vatandaşlarım’, ‘milletim’, ‘halkım’ vb. ifadelerle seslenme hakkının olmadığını düşünüyorum… ne amaçla söylenirse söylensin böylesi ifadeler insanlara karşı üsten bakma, ‘sahip olma’, ben ve siz gibi ayrımların yansımaları olarak görünüyor bana… ölen vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz’ yerine; ‘yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim’ denilirse söyleyen bir şey mi yitirir? hayır… eşit olanlar birbirinin arkadaşı, dostu, komşusu, yoldaşı vb. olurlar, halkım, vatandaşım, yurttaşım, ümmetim, milletim vb. vurgularla söze başlayanlar eşit olamazlar… ‘eşitiz’ deseler de, eşitliği dillerine dolasalar da eşit olamazlar…

yaşanan ekonomik sorunlar ve geçim sıkıntısının günden güne artması sonucu ücretliler, emekliler, çiftçiler, işsizler iktidardan uzaklaşıyor… 50 bin, 100 binlik kitlelere konuşmaya alışmış olan Tayyip Erdoğan vd. iktidar üyeleri toplama kalabalıklarla bile kendilerini mutlu edecek, kamuoyuna algı yansıtacak kitleleri oluşturamıyorlar. çözüm olarak iktidar partili belediye çalışanları, iktidardan beklentisi olan sermaye üyelerinin fabrikalarındaki işçiler zorla iktidar mitinglerine götürülüyor. bununla ilgili mesajlar, işyerlerine asılan duyurular haber oluyor… bir işyerinde iş kanunu hükümlerine veya sözleşmeye göre çalışıyorsunuz, fakat bir gün işveren AKP mitingine gitmenizi, aksi durumda o günkü ücretinizin kesileceğini belirten bir mesaj gönderiyor… ne yaparsınız sorusu bir yana yasalar karşısında eşit olunan bir işyeri ve ülke düzeninde bir çalışan/ yurttaş ‘zorla’ bir siyasi partinin mitingine götürülebilir mi? bir patron, belediye başkanı vd. yönetici durumundakiler kendi ekonomik, siyasi gelecekleri ve çıkarları için işçileri kullanabilir mi?

bu ülke bir başbakanın kendisine sıkıntılarını anlatırken ‘anamız ağlıyor’ diyen çiftçiye ‘ananı da al git’ dediğini duydu… bu ülke Gezi eylemlerini karalamak için katılan katılanlara yönelik ‘kadın mıdır, kız mıdır’ diyerek kadınları aşağılamaya çalışan bir başbakan gördü… bu ülke 301 madencinin katledildiği Soma’da acısını dışa vuran madenci yakınını tekmeleyen üst düzey bürokrat gördü… bu ülke ‘geçinemiyoruz’ diyen yurttaşa ‘gözünü toprak doyursun’ diyen bakan gördü… bu ülke ‘yoksul yok’ diyen bakanı da, yoksulluğa karşı beslenme önerileri yapan bakanı da gördü… söyleyeceğim o ki yalnızca ekonomik olarak değil; sosyal olarak da, siyasal olarak da eşit değiliz… ve bu eşitsizliğin ortaya saçıldığı onlarca olay karşısında özür dileyen, düzeltme yapan birileri çıkmadığına, hatta aşağılanan, hor bakılan toplum kesiti içinde yer almasına rağmen iktidarı destekleyenler de bu desteği sürdürdüğüne göre ‘eşitiz’ diyenlerin büyük çoğunluğu, en çok da iktidara yakın olanlar ve destekleyenler yalan söylüyor…

Varlık Fonu içerisinde yer alan Türk Telekom yönetimine atananların tamamına yakınının iki- üç maaşlı olmaları nasıl açıklanabilir? bu şirketin yönetim kurulu üyeleri hem şirketten hem de çalıştıkları diğer kurumlardan maaş alıyorlar… bu kişilerin yerlerine atanacak, işsiz bir uzman yok mu sorusuyla başlamamız gerekiyor. iktidar kendi destekçilerine, yakınlarına, üyelerine birden fazla maaş almanın yollarını açarak kaynak aktarırken atama bekleyen yüzbinlerce insanı da sınav ve mülakat yorgunu yapıyor. yasalara göre her yurttaşa eşit yaklaşmak zorunda olan bir devlet (ve iktidar) bağıra bağıra ‘yandaşlarım daha eşit ’ diyor, var mı ötesi…?

3-5 maaş alanları tartışırken, kurumların arpalığa çevrilmesi kadar yurttaşlar arası eşitlik, çalışma ilişkileri, ahlaki yönleri, atanamayan mezunlar vb.de tartışılmak zorunda…

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyan bir öğrenci “Kendimi bazen batık bir esnaf gibi görüyorum. 850 tl KYK’dan kredi alıyorum ve yurt ücretim 810 lira. Geriye kalan 40 lira ile de bir öğün yemek yiyebiliyorum.” diyor… boş zamanlarında özel ders verdiğini, bazı arkadaşlarının yaz tatillerinde otellerde çalıştığını vb. anlatıyordu… şimdi bu öğrenciye/ gence/ çocuğa gönül rahatlığı içinde ‘eşitiz’ diyebilir miyiz? diyelim dedik, ikna olur mu…? bir öğrenci olarak giderlerini karşılayamıyor, bir genç olarak istediği gibi yaşayamıyor, yoksul bir ailenin çocuğu olması nedeniyle yaz tatillerinde bile memleketine gidemeyen, çalışmak zorunda kalan öğrencilere ‘her yurttaş eşittir’ demek sövmek gibidir…

devletin eğitimin tüm aşamalarını ücretsiz duruma getirdiği, KYK ile öğrencileri borç içine sokmadığı bir öğretim düzeniyle eşitlik arasındaki ayrılmaz bağı görmek ve sorgulamak gerekiyor… söz konusu üniversite eğitimi olduğu için öğrencilerin eşit şartlarda eğitim almasını sağlamak da devletin görevi olmalıdır…

eşitlik kavramının en ayrıntılı tartışılıp, sorgulandığı alanlardan birisi kuşkusuz kadın hareketidir… her gün ortalama üç kadının aile bireyleri, kocaları, sevgilileri (en yakınları) tarafından katledildiği, kadına yönelik şiddetin günden güne arttığı dikkate alınırsa kadın hareketi ‘korkmuyoruz’, ‘susmuyoruz’, ‘alışmıyoruz’ diyerek hem iktidarın hem de iktidar politikalarının yansımasıyla toplumun cinsiyet temelli şiddetine ve ayrımcılığına karşı direniyor… bununla ilgili herkese sormak gerek bu coğrafyada kadın ve erkekler eşit midir…? devlet/ iktidar kadın ve erkeğe karşı (en azından) eşit uzaklıkta mıdır…? yaşam hakkı, çalışma hakkı, eğitim öğretim hakkı, siyaset yapma hakkı gibi haklar bakımından eşit miyiz…?

bitirirken; eşitlik ilişkisinin ast üst, yöneten yönetilen gibi; kadın, erkek, lgbt gibi; dinsel- mezhepsel- ırksal vb. her türlü iktidar ilişkisini reddetmeyi gerektirdiğini belirteyim…

Bir Cevap Yazın

Salim Çalık
Emekli Maden İşçisi, Şiir Yazar
836BeğenenlerBeğen
733TakipçilerTakip Et
633TakipçilerTakip Et
[td_block_10 limit="6" custom_title="YAZARIN DİĞER YAZILARI" autors_id="3" block_template_id="td_block_template_6"]