Lanet

…oysa ölen bir işçi babadır, anadır ve çocukları yetim, öksüz kalır; eştir karısı, kocası dul kalır; evlattır anasının, babasının dünyası yıkılır; dosttur, arkadaştır sokaklar eksilir, muhabbetler yarım kalır...

bazı insanlar cezalandırılmış, hatta lanetlenmiş gibidir. bir çok kişinin görmediği, duymadığı, unuttuğu şeyleri (ki çoğu acıdır, acıtır) unutmazlar… yetmiyormuş gibi görmedikleri şeyleri de düşünürler. yani cezalarını tecrite çevirirlerken laneti büyütürler…

siz evlerin oda sayısına, fayansına, manzarasına bakarken onlar oturduğu binanın inşaatında bir işçi ölmüş müdür, öldüyse yatak odası veya mutfak kısmında mı…? diye düşünürler. sahi bir işçinin ruhuyla aynı ortamda yemek yenir mi, orada sevişilir mi?

siz yolların şerit sayısına, duble olup olmadığına bakarken onlar yürüdüğü yol, geçtiği köprü yapılırken işçi ölmüş müdür, çiğnediği asfalta kanı karışmış mıdır…? diye düşünürler.  mezara saygı gösteren insanların işçilerin öldüğü yolu çiğnemesi çelişki değil mi?

siz elektrik kesintilerine, voltaj oynamalarına katlanamazken onlar kullandığı elektrik hattı çekilirken, onarılırken, santralda üretilirken bir işçi ölmüş müdür, bu satırlar yazılıp, okunurken odayı aydınlatan lambayı ışıtan elektrik o anda mı üretilmiştir…? diye düşünürler. insanların ömürlerinin kesildiği, yaşamlarının karardığı bir durumda elektrik kesintisine takılınır mı…?

siz ortamın yeterince sıcak olmadığını düşünürken onlar sobalarda, kaloriferlerde yakılan kömür çıkarılırken ölen madencinin son soluğu o an bizi ısıtan kömüre sinmiş midir…? diye düşünürler. sahi insanların bedenlerinin tümüyle soğumasının  karşılığı olarak ortam sıcaklığından yakınmak vicdani bir soğukluk değil mi…?

siz yediklerinizin yeterince olgunlaşmadığından dem vururken onlar sofradaki meyve sebzeninin dikiminde, toplanması ve tezgaha getirilme süreçlerinde tarlada, yolda ölen olmuş mudur, olduysa yediği meyve sebzeye ölen tarım işçisinin eli değmiş midir…? diye düşünürler. yani kiraza, elmaya, çileğe, nara kan karışmış, turunca, buğdaya can bulaşmış olabilir mi…?

siz taşlanmış kotun, montun, ayakkabının modeline, markasına yoğunlaşırkan onlar giydiği elbiselerin üretiminde ölen olmuş mudur, olduysa hangi parçasını keserken, dikerken ölmüştür…? çocuk emeği karışmış mıdır, karıştıysa kimdir, nerelidir, yarından neler beklemektedir…? diye düşünürler.

varsayınki üzerinizdeki gömlekte ölen bir işçinin son dokunuşları var ve ruhu size dokunuyor; yine de modeli, markası önemli mi…?

uzayıp gidiyor… dedim ya; bazı insanlar lanetlidir. aldığı soluğu, içtiği suyu kendilerine “zehir” ederler, yetmiyormuş gibi çevrelerine de rahat vermezler…

siz “yaşamak güzel” dedikçe “ölenlerin hakkı kaldı dünyada” derler.

siz “bu kadar ince düşünme” dersiniz “sahip olduğumuz konfor kanlı, can pahasına” derler…

siz “takdiri ilahi” dersiniz “bazı ülkelerde niye işçi ölümleri yok denecek kadar az?” derler…

dedim ya bazı insanlar lanetli gibidir… birçok kişi işçi ölümlerini, kadın cinayetlerini ve benzerlerini adli bir olay gibi algılar, o an belki üzülür, biraz söver ve unutur.

oysa ölen bir işçi babadır, anadır ve çocukları yetim, öksüz kalır;  eştir karısı, kocası dul kalır; evlattır anasının, babasının dünyası yıkılır; dosttur, arkadaştır sokaklar eksilir, muhabbetler yarım kalır… öldürülen bir kadın yaşamın yarısıdır; öldürmeye bahane çoktur da, yaşamı birlikte kurmaya, eşit kılmaya, adil olmaya ve özgürleştirmeye yüreği yetmez çoğu kişinin… oysa öldürülen kadın öldürenden daha fazla parçasıdır bulunduğu yerin ve olmadık bir yolla ömrü sökülür…

sahi o kadınları tanıyor musunuz, arkadaşınız, dostunuz, komşunuz olanlar var mıydı? peki elinden  çay  içtiniz mi, birlikte aynı sokaktan geçtiniz mi…?

kim çalışırken ölmek, cinsiyeti nedeniyle öldürülmek ister? kim böyle öldükten, öldürüldükten sonra bu kadar çabuk ve kolay unutulmak ister…?

dedim ya bazı insanlar lanetli gibidir; bilinçlerinde ve yüreklerinde binlerce anı/acı “olmayacak şey” denilerek kaçılan, unutulmaya çalışılan şeyler düşünürler…

öldürülen işçilere ve kadınlara saygıyla…

1 Yorum

  1. Bazıları suyun derinliğine, bazıları rengine, ışığına bakar şair…derinde birikenleri kimse görmez düşünmedikçe…unutmayan, unutturmayan yüreğinize sağlık..??

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salim Çalık
Emekli Maden İşçisi, Şiir Yazar
836BeğenenlerBeğen
733TakipçilerTakip Et
194TakipçilerTakip Et

10. Adam – AKP Öncesi/Sonrası (İktisat Politikaları)

Çavlan Erdoğan ile 10. Adam'da AKP öncesi ve sonrası tartışmaya açılıyor. Bu hafta İktisatçı Nazır Kapusuz ile AKP'nin iktisat politikalarını konuştuk Yayınlarımızı takip etmek için: Youtube Destekleriniz...
İran yazı dizisi 2. Bölüm. İran’ın yirminci yüzyıl başında yaşadığı 1906 devrimini anlamadan, günümüz İran’ının sosyal, kültürel, siyasi şifrelerini çözmenin mümkün olmadığı kanısındayım. Öyle sanıyorum...
Meşhur “128 milyar dolar nerede?” tartışmasında artık konunun neredeyse her açısı incelendi. Yine de “işi” derli toplu anlamak isteyenlere, meseleyi ta en başından beri gündeme...
Johann Sebastian Bach denince ne geliyor aklınıza? Çoğunuzun “klasik müzik” ya da “Barok müzik” dediğini duyar gibiyim. Sanatla içli dışlı olanlar ise Bach’ın eserlerini...
Geçtiğimiz hafta içlerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bulunduğu CHP’den 8, HDP’den 2 milletvekilinin daha fezlekeleri meclise gönderildi. Göründüğü kadarıyla Saray/ AKP/ MHP...

YAZARIN DİĞER YAZILARI