Perşembe, Aralık 2, 2021
spot_img

Sanat ve Mitolojide Adaletin Tasviri

Adalet görsel olarak işlendiğinde nasıl bir biçim alır? Farklı zaman ve mekanlarda nasıl şekil değiştirir? sorularına mitler ve sanat penceresinden bir bakış.

Mukavemet Dergi’de bu hafta Adalet kavramı bir dosyayla işleniyor. Dosyada Adalet’in farklı alanlardaki yansımasına dair yazı ve röportajlar var. Ben de bu haftaki yazımda adalet kavramına mitoloji ve sanat penceresinden bakmak istedim. Farklı dönemlerin adalet anlayışının resim ve heykellerdeki yansımasına sanatçıların gözünden bakıp, mitolojide nasıl anlamlandırıldığını birlikte görelim.

‘’Hükümdarlar meşruluklarını adalette bulmuş, bazı savaşlar adaletin tesisi adına çıkmış, insanlar kendilerine yapılan muameleleri adaletli veya adaletsiz olarak değerlendirmiş, bu kavramdan mutluluk veya öfke duymuşlardır.’’ (dergipark) Günümüzde en çok kullanılan yerleşik adalet tanımı Roma hukukundan bize miras kalan Ulpianus’un tanımıdır: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı vermek.

Adalet görsel olarak işlendiğinde nasıl bir biçim alır? Farklı zaman ve mekânlarda nasıl şekil değiştirir? gibi sorularla adaletin ideoloji ve hukuk çerçevesinde, estetikle ilişkisine baktığımızda türlü sahnelerle karşılaşırız. Özellikle mitolojik temsiller, resim ve heykellerde yer bulur. Böyle bir yansıma, altta yatan sınırlarımıza, belirsizliklere ve adalet kavramlarımızda var olan gerilimlere ışık tutar: Evrensel/özel yargı ve ifade; şefkat, bir yanda düzen çığlığı, diğer yanda denge talebi ile şekil bulur. Ayrıca eşit derecede önemli olarak, sanatçının eğitiminin ve duyarlılığının da yansımalarını görürüz eserlerde. Hukuk ve sanat arasındaki bağlantı, hukuk kavramlarının hem tarihini hem de içerimlerini daha zengin bir şekilde kavramaya ve geliştirmeye yardımcı olur. Sanat bu bağlamda da geçmişten geleceğe ışık tutan bir köprüdür.

Önce adalet kavramının mitolojideki yerine bir bakalım…

Themis (Yunanca: “Düzen”), adalet denildiğinde günümüzde akla gelen ilk mitolojik isim. Yunan dininde adaletin kişileştirilmesi, bilgelik, iyi öğüt tanrıçası ve tanrıların iradesinin yorumcusu olarak geçer. Uranüs (Gökyüzü) ve Gaea’nın (Yeryüzü) kızıdır. Hesiod’un Theogony’sine göre Zeus’un ikinci eşidir. Themis, Olympus’ta düzeni sağlayan, ilahi veya doğal yasaların ve adaletin kişileşmesidir. Adı adalet anlamına gelir. Atina’da bir tanrıça olarak ibadet edilen Themis, ayrıca kehanet (oğlunun adı Prometheus, “öngörü” anlamına gelir) ile de itibar kazanmıştır. Zeus’un bile bilmediği gizli sırlarla tanışmıştır.

Themis toplumun işleyişine rehberlik etmede önemli bir tanrıça olduğunu kanıtlayacaktır; elinde kılıç ve adalet terazisi olan bu kadın tanrıçanın imgeleri bugün bile yaşıyor.

Themis
Tanrıça Themis’in heykeli. MÖ 300, Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

Themis’in üç varlık sebebi vardır; Hores (Saatler) aracılığıyla tezahür eden, mevsimlik ve zamanın hiç durmayan dönüşü anlamına gelen doğal düzen tanrıçası; Eunomia (adil düzen), Deke (yargılama), Erene (barış) ve her insanın kaderini temsil eden Moires aracılığıyla tezahür eden ahlaki düzen tanrıçası; son olarak, periler ve bakire Astraea aracılığıyla tezahür eden kehanet tanrıçası olmasıdır.

Themis’in Görünümü

Themis, bazen bir elinde terazi, diğerinde bir kılıç veya çiçekler, meyveler ve mısırlarla dolu bir keçiboynuzundan oluşan bolluk sembolünü tutan güzel bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Benzer bir görüntü Roma tanrıçası Iustitia (Justitia veya Lady Justice) için de kullanılmıştır.

Adaletin Zaferi min
Gabriel Metsu / Adaletin Zaferi, 1655-1660, 152,5x120cm

‘’Adalet kördür’’

Themis veya Lady Justice’in gözleri bağlı tasviri, 16. yüzyılda ve modern zamanlarda daha yaygındır. Körlük, kehanet armağanının yanı sıra adalet ve tarafsızlığı temsil eder. Geleceği görenler, bugünü, kehanet yani “ikinci görüş”ten uzaklaştıran sıradan ve dünyevi bir vizyonla deneyimlemezler.

Mitlerdeki Themis

Ovid’in anlatımında Themis, ilk insanlar olan Deucalion ve Pyrrha’nın dünya çapındaki büyük selden sonra dünyayı nasıl yeniden canlı varlıklarla dolduracaklarını öğrenmelerine yardım eder. Perseus’un hikâyesindeyse, kahraman, Zeus’un Hesperides’in altın elmalarını çalmaya çalışacağı konusunda Themis’in uyardığı Atlas’tan yardım almayı reddeder.

Deucalion ve Pyrrha
Tintoretto / Tanrıça Themis Heykeli Önünde Dua Eden Deucalion ve Pyrrha, 1542

Mitlerdeki Diğer Adalet Tanrıça/Tanrıları

Enki

Mitolojide yalnızca Yunan ve Roma tanrıçaları adalet figürleri olarak yer almaz. Daha eskilere gidersek, diğer bir mitolojik tanrının Sümerliler’in bilgelik ve su tanrısı olan Enki olduğunu görürüz. Enki ayrıca, ‘’yeryüzünün düzenlenmesi ve işleyiş kurallarının bulunduğu yasaları oluşturan tanrı olma niteliğine de sahiptir. Enki’nin aynı zamanda adaletle birlikte anılması, tarım toplumuna ve su kanallarının yapılabilmesiyle şehir hayatına geçişle birlikte ortaya çıkan, toplumsal düzen ihtiyacını ortaya koyan, adaletle bilgeliği bir alan tarihsel bir düşünün ifadesidir.’’ (dergipark)

Enki
Enki, Adda Mührü, İ.Ö 2300, British Museum

Şamaş

Şamaş, Mezopotamya mitolojisine ait tanrılardan biridir ve güneş tanrısı olarak geçer. Hammurabi, ünlü kanunlarını kendisine yazdıranın Şamaş olduğunu söylemiştir. Şamaş’ın adalet tanrısı olarak görülmesinde, her hakikati görmesi etkili olmuştur. Güneşin göklerde kat ettiği yol boyunca her şeyi görmesi nedeniyle, Şamaş’ın doğruluğun, adaletin ve haklılığın tanrısı olarak düşünüldüğü tahmin edilir. Şamaş’ın ışığıyla iyi ve kötüyü ayırd ederek, insanlara ışığıyla aydınlattığı gerçeği sunması, onu adalet tanrısı olarak tanımlayan bir yönüdür. Terazi simgesinin ilk kullanıldığı tanrı olarak karşımıza çıkan Şamaş, teraziyi elinde tutarak taraflar arasındaki adaleti ve dengeyi sağlayacak olan bir aracı görünümündedir.

Samas min
Şamaş

Ma’at

Mısır kozmolojisindeki adalet tanrıçası ise Ma’at’dır. Ra ve Hathor’un çocuğu olan Ma’at, gerçeğin, adaletin ve bilgeliğin tanrıçasıydı ve dünyevi şeylerin uyumunu düzenliyordu. Tüy onun ayırt edici özelliğiydi. Ölüler Kitabı’na göre, ölen bir kişinin kalbi bir “Ma’at Tüyü” ile tartılırdı. Eğer kalp tüyden daha hafifse, ölen kişi saf bir hayat sürmüş ve “Sazlar Tarlası” olarak bilinen cennete gitmesine izin verilmişti. Aksine, kalp daha ağır olsaydı, bu kötülüğün açık bir kanıtıydı ve ölen kişi iblis Ammit tarafından yenirdi. Ma’at’ın kanatları da başındaki tüy gibi devekuşu tüylerinden oluşur. Devekuşunun kanatlarındaki tüylerin birbirlerine simetrik ve uzunluklarının denk oluşu adalet simgesi olmasının karşılığıdır. Ayrıca diğer adalet tanrı/tanrıçaları gibi elinde taşıdığı terazi de dengeye ulaştığında, tüylerle birlikte oluşan simetri ile doğruluk, eşitlik ve denge kavramlarının çağrışımlarını meydana getirir.

Nefertari min
Ma’at korunmak için kanatlarını açıyor. Nefertari’nin mezarından bir duvar resmi, 13. yüzyıl

Mitolojide yukarıda saydıklarımdan başka Themis’in kızları olan Dike ve Astraea ile Themis’in Roma mitolojisindeki karşılığı olan Justitia da adalet tanrıçası olarak geçer. Astraea aynı zamanda masumiyet tanrıçasıdır. Dike,Themis ile büyük benzerlikler taşımasına rağmen, Themis kanunların kendisini tanımlarken, Dike ise kanunların uygulayıcısı olarak geçer.

Vasari’nin ‘Adaletin Alegorisi’

Giorgio Vasari’nin 1543’te Kardinal Alessandro Farnese tarafından Roma’daki sarayı Palazzo della Cancelleria’yı süslemek için görevlendirildiği ‘Adaletin Alegorisi’ adlı freski detaylarıyla anlatmak istiyorum… Aslında ressamın kendisi anlatıyor desem daha doğru olur. Bu eserde ressam, adaletin erdemini karmaşık ve sofistike bir ikonografi ile kutluyor. 20 Ocak 1543’te Kardinal Alessandro’ya yazdığı bir mektupta Vasari, kompozisyonunun sembolizmini kendisi şöyle anlatıyor…

Vasari’nin ‘Adaletin Alegorisi’ nde adaletin kişileştirilmesi, resmin merkezinde yer alan yarı çıplak kadın figürüdür. Üç çocuk melek, Adalet’i silahlandırmak ve savunmak için silahlarını merdivenlerden aşağı taşır. Zengin mavi perdeye sarılmış sağ kolu bir devekuşuna dayanmaktadır. Devekuşu, uzun boynu ve yavaş sindirimi sayesinde tüm zorluklara sabırla göğüs germe ihtiyacını sembolize eder. Adalet sol eliyle Hakikat’in başına bir defne çelengi yerleştirir. Hakikat, masumiyetin simgesi olan iki güvercini elinde tutmaktadır. Sakallı yaşlı bir adamın kişileştirdiği Zaman, Hakikat’in çenesini nazikçe okşar ve böylece onu Adalet’e sunar. Zaman‘ın başında bir kum saati ve kanatlar var. Her iki sembol de gerçeğin zamanla ortaya çıktığını gösterir. Adalet’in belinden aşağı akan yedi zincir, altındaki kişileştirilmiş yedi kötülüğü zincirler. Sol aşağıda, sakallı yaşlı bir adam tarafından kişileştirilen, eğilmiş ve altındaki bir şeye bakan Yolsuzluk‘u görüyoruz. Yolsuzluk gerçek adalet yerine parayı, mücevherleri ve güç sembollerini arzuladığı için bakışlarının nesnesi bir hazine yığınıdır. Yozlaşmanın solunda, eşeğin başının üstünde diz çökmüş Cehalet vardır. Cehalet’in üstündeyse bize sırtını dönen, masumların mücadelesine kayıtsız kalan Zulüm vardır. İhanet ve Korku‘nun iki yüzü, Hakikat‘in tuttuğu iki güvercinin altında belirir. Yalan ve İftira böylece Hakikat’in altında belirir, görsel ve sembolik olarak onun ağırlığı altında ezilir. Adalet’in sağ elinin altında, Roma’nın kurucusu ve eski dinlerin babası Romulus’un efsanevi 12 Tableti vardır. Adalet’in sağ elinin tuttuğu asanın tepesinde bir su aygırı vardır: Yakınını bile affetmeyen tarafsız bir yargıç gibi annesini ve babasını hiç umursamadan öldüren bir hayvan. Tevrat, kürenin üzerinde kırmızı bir ciltle sunulur. Adalet’in sağ ayağının altında ise medeni ve dini normları temsil eden biri yeşil diğeri kırmızı olan iki cilt vardır.

Adaletin Alegorisi
Giorgio Vasari / Adaletin Alegorisi, 1543

‘’16.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Orta Çağ Avrupa’sında mutlak krallıkların güçlenmesi ve kiliseyle güç yarışına girmeleri, hükümdarların başta adalet tanrıçasının yanında, Aydınlanmadan sonraysa tanrıçanın kendisi olarak resmedilmelerine neden olmuştur. Peter Vischer’in 1524 tarihli alegorik eserinde bunun ilk örneği görülür. Bu tabloda Justitia çıplaktır ve elinde kılıç tutan hükümdarın gözlerini kapamaktadır. Justitia, aynı Themis’in ve Dike’nin Zeus’un yanında durup ona danışmanlık yaptığı gibi, hükümdara yol göstermektedir. Burada gözbağı olumlu bir bağlamda ele alınmıştır; hükümdarın kendisinden, iç sesinden, vicdanından başka hiçbir şeye ne kiliseye ne papaya artık ihtiyaç vardır. ‘’(dergipark)

Reformun Zaferinin Alegorisi
Peter Vischer d. J. / Reformun Zaferinin Alegorisi, 1524

Vatikan’ın Papalık Sarayı’ndaki Konstantin Salonu’nda Raphael’in boyadığı düşünülen Justitia freskinde Justitita’nın yanında eliyle tuttuğu bir devekuşu olduğunu görürüz. Bu belki de ve büyük olasılıkla Tanrıça Ma’at’a bir göndermedir. Ayrıca Justitia da Ma’at ve diğerleri gibi elinde terazi tutar.

Raphael
Raphael / Justitia, Konstantin Salonu, Vatikan Papalık Sarayı, 1520 civarı

‘’Hükümdarlar meşruluklarını adalette bulmuş’’ diye bahsetmiştim yukarıdaki satırlarda. Bu sözlerin yansıtıldığı bir resmi yorumlamak istiyorum… Nicolas Poussin’in ‘Süleyman’ın Yargısı’ adlı eseri.

Anlatacağım hikâye, Kralların ilk kitabı olan Eski Ahit’in 3. bölümünden alınmıştır…

Kral Süleyman bilgeliği ve adalet duygusuyla tanınırdı. Birçok kral gibi, nihai temyiz mahkemesinin rolünü üstlenerek anlaşmazlıklar üzerinde karara varacaktır. Bir gün, aynı evde yaşayan iki genç kadın (genellikle fahişe olarak yorumlanır) yargılanmak üzere ona gelir. Her ikisi de oğullarını yakın zamanda doğurmuştur, ancak oğullardan biri ölür ve anneleri hayatta kalan bebek konusunda anlaşmazlık içinde bırakır. Anne A, B annesinin yanlışlıkla B’nin kendi bebeğini uyurken boğduğunu, onun yerine A’nın bebeğini aldığını iddia eder. B ise, böyle bir şey olmadığını, ancak A’nın bebeğinin öldüğünü ve hayatta kalan bebeğin kendisinin olduğunu iddia eder. Böylece her iki anne de yaşayan tek çocuğun kendilerine ait olduğunu iddia eder.

Biraz düşündükten sonra Süleyman bir kılıç ister ve tek adil çözümün canlı çocuğu ikiye bölmek olduğunu, böylece her annenin onun yarısını alabilmesi olduğunu ilan eder. Bunun üzerine gerçek anne Süleyman’a, eğer hayatını bağışlayacaksa canlı bebeği bütünüyle diğer anneye vermesi için yalvarır; ancak yalan söyleyen anne Süleyman’ı önerdiği gibi devam edip bebeği bölmeye çağırır. Süleyman bu durumdan gerçek annenin kimliğini çıkarır ve bebeğin bakımını ona emanet eder. Böyle bir resimde gösterilmesi gereken bariz an, canlı çocuğu ikiye bölme tehdididir.

Nicolas Poussin’in ünlü tablosunda askerin duruşu kılıcı kaldırmadan biraz önce zamanlanmış olsa da, vücut dilini son derece net bir şekilde tasvir ediyor. Süleyman’ın elleri, iki taraf arasında adil bir denge göstermede hakem olarak rolünü gösterir. Soldaki gerçek anne, askere Kral’ın talimatlarını takip etmeyi bırakmasını ve bebeği bağışlamasını söylemek için sol elini kaldırıyor. Sağ eli sahte anneye doğru uzatılmış, bu da bebeğin ölmesi yerine kendisine gitmesini istediğini gösteriyor. Sahte anne suçlayıcı bir şekilde çocuğu işaret ediyor, ifadesi nefretle doludur. Sağdaki grupta da eller havaya kalkmış, belki de Süleyman’ın kararına tepkilerini gösteriyorlar.

Suleymanin Yargisi 1
Nicolas Poussin / Süleyman’ın Yargısı, 1649, 101×150 cm

Son olarak Sir Joshua Reynolds’ın Adalet figürüne değinmek istiyorum. Reynolds’ın Adalet figürünün samimi fizikselliği, adaleti soyut bir ideal olarak tasavvur etmekten, insani gerçekleştirmeye, hatta insan arzusunu uyandırmaya muktedir birine doğru derin bir dönüşü işaret eder. Erdemin gerçekleşmesine ve somutlaşmasına yönelik bu dönüş, neoklasik dünya görüşünün tipik bir özelliğidir. Bu nedenle alegoriden kişileştirmeye derin bir geçiş oluşmuştur. Reynolds’ın Adalet’i de kendi tarzında böyle bir başka kişileştirmedir – bir sembol değil, giyimi ve nitelikleri onun bir idealde yaşadığını ve onu günlük pratikte hayata geçirdiğini gösteren gerçek bir kişidir. Bu dönüşümün göstergelerinden biri, vücuduyla benzer renklerde birleşen zayıflatılmış, doğrusal ve jilet gibi ince kılıcıdır. Pevsner’in işaret ettiği gibi, Reynolds “hem klasik hem de klasik olmayan çeşitli görsel olasılıkları ve kültürel referansları” keşfederken “mitoloji ve azizler değil, portreler çizer”  Reynolds’un bir portre ressamı olarak duyarlılığından kaynaklanan yeteneği, Adalet’e yüz özellikleri ve duyusal bir düzenleme sunar. Reynolds’ın figüründe gözler de bağlı değildir. Nicholas Penny, bunun hakkında şöyle der: “Göz bağının amacı, adaletin yüzeysel kanıtlarla sarsılmamasıydı: ” Reynolds, figüründe gözlerinin yalnızca dengeyi gördüğünü belirtiyor.” Fakat Adalet, dengeye hiç bakmıyor, daha ziyade geçmiş ve onun aracılığıyla başka bir şeye bakıyor. Yale’de hukuk profesörleri olan Judith Resnik ve Dennis Curtis bunun yerine başka olasılıklar sunuyor: Bu hareket koruyucu olabilir – sanki dengeyi korumak için Adalet’in kendisini güneşin parıltısından yalıtması gerekiyordu. Ayrıca, kaldırılmış kolu ve dengesi, önüne hangi ışığın getirilmesi gerektiğine karar verme gücünü gösteren yetkili olarak okunabilir. Veya Adalet’in duruşu, onu sorgulayıcı bir duruşa sokarak, gözlerinin önüne gelenleri deşifre etmek için dışarı bakmasını gerektiriyor olarak görülebilir.

Sir Joshua Reynolds Adalet
Sir Joshua Reynolds / Adalet, 1778

1777’de Reynolds bir vitray tasarlamak için görevlendirilir. New College, Oxford’daki gotik West Window’un pencerelerinde erdemlerin tam boy kişileştirmeleri alt yarıyı doldurur. Bunlar soldan sağa, Ölçülülük, Cesaret, İnanç, Hayırseverlik, Umut, Adalet ve Sağduyu’dur. Bu figürler, İtalyan Rönesans sanatını anımsatan uzun akan perdelik kumaşlarla süslenmiştir. Reynolds’ın üstte bahsettiğim Adalet figürü de pencerede yerini alır.

Yedi Kardinal Erdemi
Yedi Kardinal Erdemi, vitray, 18. yüzyıl, Joshua Reynolds tarafından tasarlandı ve Thomas Jervais tarafından boyandı

Sanatçının figürü bağlamında adalete odaklanan düşünceleri şöyledir;

Reynolds’un argümanı, sanatçının hem kendi anlayışı aracılığıyla halkı eğittiği hem de onları mantıklı muhakeme pratiği konusunda eğittiğidir. Aynı şekilde ve eşit derecede önemli olarak, bir avukat, görevi herkesin görebileceği en parlak ışıkta bir resim yapmak olan sanatçı rolünü üstlenir. Onun sanatı gerçekten de bir yargılama, düzenleme ve tasarım sanatıdır.

Yazımı burada sonlandırırken, adalet kavramı/uygulamalarının doğruluğundan çok uzak olduğumuz bir zaman diliminde, fikir ve eylemlerimizin adaletten yana olması ve toplumsal adaletin barışla birlikte hak ettiği yeri bulmasını diliyorum.

 

Kaynaklar:

Themis | Greek goddess | Britannica

Justice, Sir Joshua Reynolds | Documents Collection Center (yale.edu)

Treasures and Chattels Gallery | New College (ox.ac.uk)

Themis the Goddess of Justice (thoughtco.com)

Themis (greekmythology.com)

481229 (dergipark.org.tr)

Tutankhamun’s Ostriches | History Today

The Goddess Themis in Greek Mythology – Greek Legends and Myths

Vatikan’ın Raphael Odalarının destansı restorasyonunun içinde | Financial Times (ft.com)

Giorgio Vasari’s “Allegory of Justice” – Museo e Real Bosco di Capodimonte — Google Arts & Culture

The Story in Paintings: The judgement of Solomon – The Eclectic Light Company

Bir Cevap Yazın

376TakipçilerTakip Et
2,777TakipçilerTakip Et
Sol Parti, AKP’nin ortaya attığı anayasa tartışmalarını bir “tuzak” olarak    adlandırıyor. Parti başkanlar kurulu, bu konuda hazırladığı bir bildiriyi/mektubu sol kamuoyu, diğer sol...
Bugün yıl dönümü. Aladağ yurt yangının üzerinden tam 4 sene geçti. Dört sene önce 11 çocuk eğitim almak istedikleri için öldü. Yangından devlet ve...
Geçtiğimiz hafta Kitaba Dair’in konuğu Gökhan Atılgan’dı. Gökhan Hoca’yla Yordam Yayınları’ndan çıkan Türkiye İşçi Partisi Radyoda: Proletaryanın Büyülü Kutusu kitabı üzerine sohbet ettik. Mete Kaan...
Geçtiğimiz hafta Salı günü döviz kurundaki ani yükseliş sonrası birçok kentte toplumun değişik kesimlerinin sokağa çıkarak ekonomi politikalarından kaynaklı zamları protesto etmeleri önümüzdeki günlerde...
spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI