Perşembe, Aralık 2, 2021
spot_img

Seçimlerin Gerçek Kaybedeni Neden Sol Oldu?

Hayatta olduğu gibi siyasette de ne dilediğimize dikkat etmeliyiz. Mevcut eğilimler devam ederse ve Başkanlık seçim sonuçları yargı organı tarafından tersine çevrilmezse, Joe Biden bir sonraki başkanımız olacak. Bu olasılığın ortaya çıkmasına ilk tepkim, Facebook’taki birçok Demokrat arkadaşıma şu mesajı göndermek oldu: “Eğer Joe Biden gerçekten başkan seçildiyse, önümüzdeki dört yıl boyunca utanma sırası sizde.”

Her seçim, hem ekimi hem de hasadı temsil eder; muzaffer bir hasat, yenilgi tohumlarını içerebilir ve bunun tersi de geçerlidir. Daha önce bu seçimin nasıl sonuçlanacağına dair dört olası senaryo olduğunu belirtmiştim:

  1. Biden, Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat yönetimi güçlendirecek ve Senato’da Demokratların çoğunluğu elde etmesini sağlayacak kadar yüksek oy alır.
  2. Biden kıl payı farkla kazanır, Demokratlar Meclisi, Cumhuriyetçiler ise Senatoyu elinde tutar.
  3. Donald Trump az farkla yeniden seçilir, Demokratlar Temsilciler Meclisi’ndeki, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki kontrollerini korurlar.
  4. Trump ve Cumhuriyetçi Parti anketlerin çok üzerinde bir performans gösterir, Demokratların meclisteki çoğunluğunu ele geçirirken Senato’daki rakamlarını korur ya da daha üzerine çıkar.

Bu senaryoların dördü de ihtimal dâhilindeydi, ancak belirttiğim gibi 2. ve 3. maddeler sırasıyla en uygun olanlardı.

Ve işte buyrun! Olası iki senaryomdan en uygun olanı gerçekleşmiş gibi görünüyor. İkinci olasılık ise -eğer ilk sonuçlar yeniden sayımlarla, hukuki işlemlerle veya her ikisinin bir kombinasyonu ile tersine çevrilirse- tek alternatif sonuç olarak kalıyor.

Şimdilik, Demokratların istediklerini aldığını ve Joe Biden’ın- kampanya arkadaşı olan Dr. (ya da hemşire mi?) Jill Biden’ın olası suflörlüğü ile- görev yeminini başarılı bir şekilde yaptığını varsayalım. Önümüzdeki dört yıl Amerikan siyaseti için ne getirecek?

Öncelikle, Biden’ın yemin edeceği gün siyasi harita nasıl görünecek? Seçim günü oy pusulalarının alt kısmına ilişkin sonuçlar bize şimdiden bazı değerli ipuçları verdi. Kaliforniya gibi masmavi eyaletlerde bile, pek çok muhafazakâr önlem kabul edilirken, çoğu sol tandanslı girişim, yasa tasarısı ve referandum teklifi başarısız oldu. Bu durum, Donald Trump’ın başkanlık yarışındaki kişisel kutuplaştırıcı etkisinin hissettirdikleri dışında seçmenin ruh halinin önemli bir göstergesidir. Yaygın bir başarı elde etmeye yönelik görünürdeki yegâne “liberal” girişimler, uyuşturucu kullanma ve bulundurmaya yönelik cezalar üzerindeki kısıtlamaların azaltılması veya ortadan kaldırılmasıyla ilgili olanlardı. Bunlar ise soldan ziyade daha çok liberter zaferlerdi.

Donald Trump’ın Zafere Giden Gizli Yolu

Eşzamanlı olarak, Mike Bloomberg gibi solcu milyarderler yüz milyonlarca dolarını eyalet ve yerel yarışlara akıtmış olsalar da, Cumhuriyetçi Parti, ülke çapında eyalet yasama organlarındaki güçlü rekabet avantajını sürdürdü- ve hatta genişletti. Ülkenin siyasi haritası yeniden çizilecek ve önümüzdeki on yıl boyunca eyalet ve Kongre politikalarını biçimlendirecektir.

Ana akım medyanın seçim öncesi tahminlerinin Demokratlar için güçlü kazanımları müjdelediği Kongre düzeyinde bakacak olursak, Nancy Pelosi Temsilciler Meclisi’ne daha az Demokrat ve daha fazla Cumhuriyetçiyle başlayacak. Bu arada, sol kanattaki aynı milyarderlerin demokratik bir devralmayı finanse etmeye çalıştıkları Senato tarafında ise Mitch McConnell esasen değişmemiş bir Cumhuriyetçi çoğunluğun lideri olarak kalmaya devam edecek.

Tüm bu gelişmeler, Biden için kötü haber olduğu gibi, gelecek olan Cumhuriyetçi bir Başkan için de iyi haber olacaktır. İşin ironik tarafı, yasama sonuçları, Biden başkanlığı altındaki Cumhuriyetçi Partiyi Trump’ın başkanlığına kıyasla gelecek için muhtemelen daha iyi bir konumda bıraktı.

Neden mi? 2022 ara seçimleri sadece iki yıl uzakta ve bugün ile bir sonraki başkanlık döneminin ortasında. Ara seçimler neredeyse her zaman Beyaz Saray’daki partiyi cezalandırır. Cumhuriyetçi Parti’nin 1966’da getirdiği genç ve motive olmuş yeni parlamenterler, Richard Nixon’un 1968’deki başkanlık zaferinin habercisi oldular. 1978’de birçok başarılı Cumhuriyetçi Kongre adayı için ülke çapında kampanya yürüten Ronald Reagan, 1980 yılında başkanlığı kazanması ve Senato’nun Cumhuriyetçilerin ele geçirmesi için zemin hazırlamıştı. Clinton yıllarındaki Gingrich devrimi -Cumhuriyetçi Parti, Eisenhower başkanlığındaki kısa bir aradan bu yana ilk kez Kongre çoğunluğunu ele geçirdi –  ve bu Cumhuriyetçi çoğunluğun Obama’nın ilk ara dönemlerinde geri dönmesi yine bu duruma ilişkin iki başka örnek olarak verilebilir.

Obama ve Clinton, parti tabanlarında kişisel olarak popülerdi ve ikisi de genç, zeki ve son derece açık sözlü idiler. Bu nedenle, her ikisi de ikinci dönemlerine ulaştı. Ancak zayıf olanlar (örneğin Jimmy Carter), politik olarak bilgisiz olan (örneğin baba Bush) veya aşırı derecede kutuplaştırıcı ve öngörülemez kişiler (örneğin, Trump) söz konusu olduğunda, bu zayıf ara sınavlar genellikle başkanlıkları için sonun başlangıcıdır.

2022 ara seçimleri, Biden yönetimi için tam da bu olabilir ve aslında Cumhuriyetçilerin Senato’daki çoğunluğunu güçlendirdiğini ve hatta Temsilciler Meclisi’ni ele geçirdiğini görebilirdik, ama tutarlı bir şekilde zayıf oylara sahip topal ördek bir başkan olarak Trump, Joe Biden’ın yerine oturuyor olsaydı bunun gerçekleşmesi mümkün değildi.

İleriye baktığımızda, Joe Biden’ın başkan olarak Demokrat arkadaşlarından çok Cumhuriyetçi Parti’ye bir hediye olabileceğini söylemek abartı olmaz.

Trump’ın siyasi mirası bile potansiyel olarak daha iyi olabilir. Donald Trump hem bir adam hem de bir hareket. Onun büyük kişisel güçleri ve eşit derecede büyük zayıflıkları vardı. Yine de yürüyüşü; vatanseverliğe, iyimserliğe ve Amerika’nın geçmiş, şimdiki ve gelecekteki büyüklüğüne bağlılığa dayanan son derece pozitif bir hareket ve mesajdı. Son dönem Cumhuriyetçi başkan adaylarının aksine, Trump umut ve fırsat mesajlarını Siyah ve Latin topluluklarıyla paylaştı ve önemli seçim hamleleri yaptı. Sınırlarımızın bütünlüğünü yeniden tesis etme taahhüdü, her iki taraftaki Amerikalıların çoğu tarafından da paylaşılıyor, ancak o bunu öne çıkarıp merkeze koydu. Belki de en önemlisi, anayasaya saygı duyan bu kadar sağlam, seçkin federal yargıçları işe alıp atayarak önümüzdeki bir nesil boyunca Amerikalıların haklarını koruyacak bir yurttaşlık armağanı sunmasıdır.

Donald Trump için ikinci bir dönem olsun ya da olmasın, hareketinin en iyi yönleri çoğu Amerikalıda yankı uyandırmaya devam edecek. Gerçekten de spot ışığını terk ettikten sonra mesajı daha da güçlü olabilir.

Yazar: Aram Bakshian Jr.

Çeviren: Alpaslan Tavşancı

Aram Bakshian Jr. Kimdir?

Aram Bakshian Jr. bir Amerikan siyasi yardımcısı ve konuşma yazarıdır. Kariyerine Kongre Üyesi Bill Brock için çalışmaya başladı, daha sonra Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Senatör Bob Dole için özel asistan ve konuşmacı oldu. Başkan Richard Nixon ve daha sonra Başkan Ford’un konuşma yazarlarına katıldı.

İlgili Yazılar

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYA

4,314BeğenenlerBeğen
6,442TakipçilerTakip Et
2,300AboneAbone Ol
spot_img

SON YAZILAR