İslam’da Şiddet Var Mıdır? (1)

Viyana’da dört kişinin öldürüldüğü ve IŞİD’in üstlendiği saldırıda şiddet ve İslamiyet tartışmaları tekrar gündeme geldi. ‘İslamiyet’tin hoşgörü dini olduğu’ vurgusu böyle zamanlarda çok sık yapılıyor. Peki, cihatçılar saldırı referanslarını nereden alıyor?

Türkiye’deki İslamcıların sıkça söyledikleri bir iddiaları vardır: İslam’la terör yan yana kullanılamaz. Son 50 yıldır dünyadaki terör olaylarının çok büyük çoğunluğunun Müslüman ülkelerde ve Müslümanlarca gerçekleştirilmiş olmasına rağmen bunu söylemek bir çeşit çaresizlik yadsımasıdır ve inandırıcı olmasa gerek. “Bunları yapanlar Müslüman olsa da bu adamlar taşerondur, uluslararası güçlerin kuklasıdır,” denilebilir. Ancak bu, Müslümanların teröre başvurduğu gerçeğini değiştirmez. “Müslüman ülkeler sömürülüyor; Müslümanlar eziliyor dışlanıyor, bu yüzden olağan karşılanabilir, mazur görülebilirler” savları da bu gerçeği değiştirmez. Müslümanların bu olguyu görmezlikten gelerek, yok sayarak terör ve şiddet yaftasını üzerlerinden atmasına olanak yoktur. Aksine bunun nedenlerini çok daha derin sorgulamalarla ortaya koymak ve içtenlikle özeleştiri yapmak zorundalar. Bu sorgulama için İslam Tarihine, hadislere ve Kuran’a yepyeni gözlerle bakmak zorundalar. Hz. Muhammed’in hayatını anlatan en eski kaynakları mercek altına almak zorundalar. Bunu yaptıklarında göreceklerdir ki istenildiği zaman insanları öldürmeye yöneltecek argümanlar İslam kültür ve tarihinde oldukça çoktur.

El-Kaide’nin de Taliban’ın da IŞİD’in de terör ve şiddet eylemleri için kendilerini haklı ve mazur gösterecek dinsel ve tarihsel çok güçlü dayanakları, örnekleri vardır. İşte İslâmî kaynaklarda var olan, daha peygamberin sağlığında gerçekleşmiş diye anlatılan ama siyasi İslâmcıların halkın bilmesini istemedikleri ya da bin bir bahaneyle meşru saydıkları o ibretlik sayfalar:

Ka’b b. Eşref Cinayeti

Ka’b b. Eşref, peygamber aleyhine yergiler yazan, Bedir Savaşında yenilen Mekkeli müşrikleri peygambere karşı kışkırttığı öne sürülen anne tarafından Yahudi bir şairdi. İşte İslam’da Kuran’dan sonra en önemli kaynak kabul edilen ve ehlisünnet müslümanlarınca vazgeçilmez kutsal mertebesinde görülen hadislerde bu cinayet:

Sahih-i Buhari’ Tercüme ve Şerhi’nde 4073 nolu hadis. (Bu hadis,Muhtasar Tecridi Sahih’te 1616: Sahih-i Müslim Muhtasar’ında 1175 numara ile yer almaktadır.)

“Cabir b. Abdullah dedi ki Resulullah (sav) buyurdu: ”Ka’b b. Eşref’i kim öldürür? Çünkü o, Allah ve Resulüne eziyet etmiştir.” Bunun üzerine Muhammed. B. Mesleme ayağa kalktı ve “Ey Allah’ın Resulü! Onu öldürmeme sevinir misin? diye sordu. Resulullah “Evet” dedi. Muhammed b. Mesleme “Öyleyse ona bir şeyler söylemem için bana izin ver” dedi. Resulullah da “Ona ne istersen söyle!” dedi.

Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme, kalkıp doğrudan Ka’b b. Eşref’e gitti ve ona “Bu adam bizden sürekli sadaka (parasal destek) vermemizi istiyor; bizi sıkıntılara sokuyor; bu yüzden biraz borç almak için sana geldim.” dedi. Ka’b b. Eşref: Hah şöyle! Vallahi ondan daha çekeceksiniz.” dedi. Muhammed b. Mesleme şöyle devam etti:” Bizler bir kere ona tabi olduk ve sonunun ne olduğunu görmek için onun yanından ayrılmayı hoş görmedik. Biz senden şimdi bir ya da iki deve yükü borç vermeni istiyoruz.” Ka’b şöyle karşılık verdi: “Size istediğinizi veririm; ama karşılığında bana rehin verin”, “Sana neyi rehin vermemizi istiyorsun dediler. Ka’b: “Bana kadınlarınızı rehin verin” dedi. Dediler ki “Sen Arapların en yakışıklı erkeklerinden birisin. Sana nasıl kadınlarımızı rehin veririz? Kab: ”Öyleyse oğullarınızı rehin verin.” dedi. “Oğullarımızı da sana rehin bırakamayız. Çünkü sonra onlara ‘Bir-iki deve yükü karşılığında rehin olunanlar’ diye hakaret edilir. Bu da bize ebedi utançtır. Biz sana ancak silahlarımızı rehin bırakabiliriz.” Ka’b bunu kabul etti ve onlara ne zaman geleceklerini söyledi. Muhammed b. Mesleme, o gün geldiğinde Ka’b’ın sütkardeşi Ebu Naile ile beraber geceleyin Ka’b’ın yanına geldiler. Ve kalesinin dışından seslendiler. Ka’b onları karşılamak için aşağı indi. İnmeden önce hanımı: “Bu saatte nereye gidiyorsun?” Dedi. Ka’b: “Gelenler Muhammed b. Mesleme ile sütkardeşim Ebu Naile’dir” dedi. Hanımı “Ben kendisinden kan damlayan bir ses işitiyorum” dedi.  Kab: “Gelenler sadece kardeşim Muhammed b. Mesleme ile sütkardeşim Ebu Naile’dir. Hem şüphesiz kerim olan insan, şayet geceleyin kılıç darbesine çağrılsa bile o çağırıya muhakkak icabet eder” dedi.

Muhammed b. Mesleme beraberinde içeriye iki kişi daha soktu(… ) Bunlara “Ka’b gelince ben onun saçını tutup koklarım. Benim onun kafasını tuttuğumu gördüğünüzde siz gelir ve onun boynunu kılıçla kesersiniz(…) dedi.

Ka’b b. Eşref güzel giyinmiş, silahlarını kuşanmış ve hoş kokular sürünmüş olarak misafirlerinin yanına indi. Muhammed b. Mesleme: “Bugünkü kadar güzel koku duymadım.” dedi. Ka’b: “Arapların en güzel kokulu ve en asil kadınları benim yanımda yaşıyor.” dedi. Mesleme : “Başını, saçını koklamama izin verir misin?” dedi. Ka’b:”Evet .”dedi. Mesleme kendisini kokladı, sonra arkadaşlarına koklattı. “Sonra bir daha koklayabilir miyim?” dedi. Mesleme, Kab’ın başını koklamak için tekrar tuttuğunda arkadaşlarına “Haydi gelin ve onun boynunu vurun!” diye seslendi. Geldiler ve Ka’b. B. Eşref’i orada öldürdüler. Sonra kaçıp Medine’ye geldiler ve Resulullah’a haber verdiler.” (Sahih-i Buharî Tercüme ve Şerhi, c.6, s.335)

Sevgili okur,

Bu anlatı iki büyük hadis imamı Buhari ve Müslim’de geçen dolayısıyla doğruluğu büyük ölçüde kabul edilen bir hadistir. Ancak bu olay sadece hadislerde geçmekle kalmaz. En eski İslam tarihi kaynaklarından sayılan İbni İshak’ın Siret-i İbni İshak adlı eserinde de yer alır. Vakidi ve Taberi’de de ayrıntılı olarak geçer.

İbni İshak’ın Siret’inde bu cinayet oldukça ayrıntılı ve vahşice sahnelerle anlatılır. Ama bizce asıl önemlisi şu ayrıntıların anlatılmasıdır: “Resulullah, Ka’b. b. Eşref’i öldürmeye gidenlerle beraber el-Ğarked mezarlığına kadar yürüdü. Sonra onları “Allah’ın ismiyle gidin. Allah’ım onlara yardım et!” diyerek uğurladı.”

Aynı kitapta cinayet sonrası da şöyle anlatılır:

“Sonra Arkadaşımız el-Haris b. Evs bizden geride kaldı, Çok kan kaybettiğinden zayıf düşmüştü. Bir müddet onu bekledik. Sonra izimizi takip ederek bize yetişti. Onu yüklendik, Resulullah’a getirdik. Resulullah namaz kılıyordu. Kendisine selam verdik. Resulullah bize doğru yaklaştı. Ona Allah düşmanının öldürüldüğünü haber verdik. Arkadaşımızın yarasının üstüne sargı sardı. Biz de ailelerimize geri döndük. Sabah oldu. Yahudiler bizi izlemekten korkmuşlardı. Orada canından korkmayan hiçbir Yahudi yoktu. Resulullah şöyle buyurdu: “Ele geçirdiğiniz Yahudi’yi öldürün!” Bu emir üzerine Muheysa b. Mesud, Yahudi tacirlerinden olan, onların işlerini yürüten İbni Senine’nin üzerine atladı ve onu öldürdü.(Muhammed İbni İshak, Hz. Muhammed’in Hayatı, s.415-416, Düşün Yayıncılık)”

Siret-i İbni Hişam’da yer alan Ka’b b. Malik’in şu şiiri cinayeti peygamberin işlettiğini teyit eder:

Muhammed’in emriyle o gece K’ab’ın kardeşi gitti

Ka’b’a karşı hile kurdu

Ona hile etti ve onu hile ile indirip konuk etti

O övülmüştür, güvenilir ve cesur bir kardeştir.

Görüldüğü gibi bu cinayeti peygamberin işlettiği şiirlere bile girmiş. İlginç olan şu: Ka’b b. Eşref’in peygamberin azmettirmesiyle öldürülmesinden hemen sonra Medine’deki Yahudi kabilelerinden Nadir Oğulları şehirden kovuluyor.

Şimdi sevgili okurlar, lütfen siz yanıtlayın,

İslam’da Şiddet Yok Mu?

Elbette İslam’ı terör kaynağı bir din saymak doğru değildir. Elbette bütün Müslümanları terörist olarak görmek doğru değildir. Ama böyle bir hadis varken, peygamberin yaşamında böyle bir anekdot varken cihadın kutsallığına inandırılmış; kendisine cennette binbir güzellik vadedilen bir Müslüman, onlarca hatta yüzlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açan bir intihar eylemi yaptığında bunun İslam’la, Müslümanlıkla ilgisi yok diyebilir miyiz?

İslam’da Şiddet Var Mıdır?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz