Washington’daki Darbe: Neden Herkes Trump’ın Faşist Politikasına Şaşırıyor?

Washington'da olan hiçbir şey, Amerikan siyasetini karakterize eden yükselen faşizmi takip edenler için sürpriz olmamalı

Ben bu yazıyı yazarken, Trump yanlısı protestocular, Trump’ın ABD’ye karşı darbe girişimini hayata geçirmek için ABD Kongre Binası’na baskın düzenledi. Trump’ın bu darbe girişimini kışkırttığını birden fazla cephede görebiliriz. O aylardır – aslında yıllardır – temelsiz ‘seçimde hile var’ komplo teorilerini yayıyor ve yaygınlaştırıyor. Bu protestocuları Capitol Hill’i basmaya teşvik eden bizzat kendisidir. Kongre Binası’na yönelik saldırı ve işgal başladığında, onları kınamayı reddetti. Ve sonra halka ilk hitabında, seçim hilesi iddialarına devam ederek adeta yangının üzerine benzin döktü. Tamamen açık olmak gerekirse, bu sadece bir darbe teşebbüsü değil, ABD Başkanı tarafından yönetilen bir girişimdir.

Buraya nasıl geldik? Ve neden bu olanlar ABD’nin otoriterleştiğini uzun süredir kabul etmeyen, ABD’deki faşizmi reddeden kesimler için bir sürpriz? Başkentte olan hiçbir şey, Amerikan siyasetini karakterize eden yükselen faşizmi takip edenler için sürpriz olmamalı.

Trump, halka, seçim günü tek bir oy pusulası sayılmadan kaybettiği bir seçimin sonuçlarını kabul etmeyeceğini söyledi. Son iki aydır eyaletlerde, yargı organlarında, Kongre’de ve şimdi de sokaklarda, sayısız cephede seçimi kaosa götürme girişimlerine öncülük ediyor.

Başkan, Georgia Eyalet Sekreteri’ni 11.780 oyu gasp etmeyi reddetmesi halinde cezai kovuşturmayla tehdit ederken yakalandı. Bu, bir buçuk yıl içinde ikinci kez oldu- diğeri Ukrayna skandalıydı (Trump, Biden’ın Ukrayna’da gerçekleşen bir soruşturmaya müdahale ettiğini iddia etmişti.) Trump’ın darbe girişimi, Biden’ın galibiyetini onaylamak yerine, Kongre ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’ın başkanlığı Trump’a vermesi talebini de içeriyor.

Trump’ın Pence, Ukrayna ve Georgia Eyalet Sekreteri ile olan ilişkileri diğer siyasi liderlerin Başkan’ın kişisel siyasi çıkarları için bir araçtan başka bir şey olarak kabul edilmediği bir beylik tarzı siyaseti yansıtıyor. Trump, başkalarıyla olan etkileşimlerini kişisel kâr için bir fırsat ve kendi amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak görüyor. Ancak bu darbe girişimiyle, Trump’ın siyaseti basit yolsuzluk ve kayırmacılığın ötesine geçiyor.2020 seçimlerinin sonuçlarını alt üst etme girişimleri, demokrasinin kendisine temel bir tehdit oluşturuyor. Onun komplo propagandası nedeniyle, Cumhuriyetçilerin dörtte üçünden fazlası seçimlere “yaygın seçmen sahtekarlığı” damgasını vurdu. Ve şimdi çoğu sokağa dökülüyor ve seçimi alt üst etmek için şiddet ve terör yöntemlerini kullanıyor. Son olaylar göz önüne alındığında, konu cumhuriyetin hayatta kalması meselesine kadar gidebilir.

Ne yazık ki, bu faşist tehdit her adımda sürekli olarak küçümsendi. Faşizm üzerine ana akım akademik çalışmaları ve onları yazan akademisyenleri yakından tanıdığımdan, Trump’ı açıkça faşist olarak adlandırmaya istekli az sayıda Amerikalı bilim insanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ve ABD siyasi sisteminin faşizmin unsurlarını içerdiğini açıkça iddia etmeye istekli olan bilim insanı sayısı bundan da azdır.

Amerikalı gazeteciler de konu Trump hakkındaki haberlerine gelince “faşizm” tanımı konusunda titiz davrandılar. Nexis Uni akademik veri tabanı incelendiğinde, Başkanlık seçimlerinde – 8 Kasım 2016’dan 3 Kasım 2020’ye kadar – “faşizm” veya “faşist” terimlerinin “Trump” ile ilgili olarak “faşizm” veya “faşist” terimleri toplam 627 makalede yer aldı.

“Otoriteryan” veya “otoriterizm” terimleri çok daha yaygındı, Trump ile ilgili olarak 1,807 makalede bu terimler kullanıldı ki ‘faşizm’ kullanımının üç katı. En az saldırgan ve daha az kışkırtıcı terimler olan “popülist” ve “popülizm”, Trump ile ilgili olarak en yaygın kullanılandı; 3.422 makale. Bu faşist/faşizm etiketlerinden neredeyse beş buçuk kat daha fazla.

Özetlemek gerekirse, ABD’li gazeteciler, Amerikan Trump’a faşist demekten kaçınarak sağın hedefi olmamaya çalıştılar.

ABD, yurtiçinde ve yurtdışında faşist politikanın tehlikelerini tanımak konusunda uzun bir inkarcılık geçmişine sahiptir. Uzun süredir ABD siyasi kültürünü karakterize eden “Burada Olmaz” inkarcılığını tanımak için Sinclair Lewis’in neredeyse bir yüzyıl önceki yazılarına bakabiliriz.

ABD söylemi, Cumhuriyetçi yönetişim ve demokratik seçimleri yönelik tehditleri anlamamızın önüne geçen basit “faşizm-faşizm değil” ve “otoriter-otoriter değil” ikili tutumları ile tanımlanmaktadır. Bu ikilik, faşizm-otoriterlik meselesinde iyi niyetli bir söylemi hedeflememektedir, çünkü ABD’nin faşist veya otoriter siyasete kayıp kaymadığına dair mevcut kanıtlar neredeyse hiçbir zaman ciddi gazetecilik veya bilimsel angajmanlarla değerlendirilmez. Daha ziyade, bu ikili çerçeveler genellikle ABD siyasetinde faşist sınıflandırmanın kullanımını dışlamak için alaycı bir tarzda kullanılır. Bu ikililer, konuyla ilgili tutarlı, nüanslı bir tartışmayı yasaklar, çünkü bu yaklaşımlar, tasarım gereği, otoriterlik ve faşizmin, ABD siyasetinin özellikleri olduğunu, bu akımlar siyasete açıkça hakim olana kadar kabul etmez. Ve şimdi sokağa dökülenler, faşist inkarcılığın ahlaki iflasını herkesin görmesi için sergiliyor.

Henry Giroux, ABD’nin hem neoliberal hem de faşist siyasetin unsurlarını içerdiğini kabul ederek, otoriter-faşizm sorununu akılcı bir şekilde ele alıyor. Başka bir deyişle, ikisi arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz diyor. Siyasi sistemimize neoliberal faşist, neo faşist, sürünen faşist, para/proto-faşist ya da başka bir şey diyebiliriz. Seçtiğimiz niteleyici ne olursa olsun, bu yönetim tarafından benimsenen faşist siyaseti görmezden gelmek giderek zorlaşıyor. Kongre Binası’ndaki darbe girişiminden önce, Trump yönetiminden endişe verici derecede uzun bir suç listesi vardı:

Trump’ın hakikate, gerçeklere ve kanıta dayalı bilimsel akıl yürütmeyi militan ve bağnazca hor görmesi onunla destekçileri arasında tarikatçı ve kör bir bağlılığın oluşmasına yol açtı, ki bu seçmenlerinin üçte ikisini kapsıyor.

  • Trump’ın beyaz milliyetçi politikası ve Meksikalı göçmenlerin “uyuşturucu satıcıları, suçlular, tecavüzcüler” ve ulusal güvenlik tehdidi olarak şeytanlaştırılması.
  • Askeri liderliğin sert muhalefetiyle karşı karşıya kalarak başarısız olan Black Lives Matter (BLM) protestolarını bastırmak için orduyu kullanma girişimi. Trump’ın muhalefeti bastırmak için güvenlik güçlerini kullanma konusundaki ilgisi, yönetiminin BLM protestocularını kaçırmak için polis devleti tarzı gizli federal yetkilileri ve işaretsiz minibüsleri kullanması. Trump’ın Beyaz Saray’ın kapılarının dışındaki Lafayette Park’taki şiddet içermeyen protestoculara karşı biber gazı kullanması.
  • “Ulusal acil durum” ilan ederek Meksika sınırında inşa ettiği duvarı için vergi mükelleflerinin fonlarına yasa dışı bir biçimde, Kongre’yi atlatarak el koydu. Fonların bu şekilde kullanılması hiçbir zaman Kongre tarafından onaylanmadı. Bu Anayasal güçler ayrılığı sisteminin çiğnenmesiydi.
  • Trump’ın kaçak göçmenlere karşı gereksiz yere cezalandırıcı ve yıkıcı bir çocuk-ebeveyn ayırma politikası getirmesi. Bunu, tehlikeli derecede kalabalık toplama kamplarında kafeslerde hapsedilen çocuk görüntüleri; sabun, diş macunu ve tutuklulara yönelik tıbbi tedavi gibi temel hakların reddedilmesi görüntüleri izledi.
  • ABD’ye yasal göç konusundaki aşırı karşıtlığı nedeniyle, Trump döneminde yasal göç yüzde 50 oranında azaldı, buna mukabil kaçak göçmen tutuklamaları Obama’ya göre yüzde 30, George W. Bush ve Bill Clinton’a kıyasla ise yüzde 100’den fazla arttı.
  • Trump’ın sınırı geçmeye çalışan kaçak göçmenlere “gaz atılması, elektrik şoku verilmesi ve vurulması” önerileri İç Güvenlik Bakanlığı’ndaki dehşet içindeki yetkililer tarafından dikkate alınmadı. Trump onlara yargılanmaları halinde yasadışı eylemlerinden ötürü affedilecekleri sözünü de vermişti.
  • Demokratların, 2020 seçimlerini “çalmak” için propagandayla şeytanlaştırılması, kendi başarısız yargı, devlet ve kongre uzamlı çabalarıyla birleştirildiğinde seçimin sonucunu yürürlükten kaldırmaya yönelik bir darbe girişimi açıkça ortaya çıkıyor. Bu strateji, seçim sonuçlarını geçersiz kılmaya çalışan yaklaşık 60 dava ve Trump’ın Biden’ın oylarını geçersiz kılmak için 6 çekişmeli eyalette 300’den fazla devlet yasa koyucusuyla yaptığı toplantıları da içeriyordu.
  • Trump’ın “sürü bağışıklığını” kucaklayan sahte Sosyal Darwinist afet politikası, ABD halkının covid salgınında bir felaketle karşı karşıya kalmasına neden oldu. Trump salgında en son teknoloji ilaçlara erişebilirken halk erişemedi.
  • Paranoyak ve sanrılı eliminasyoncu retoriği Trump siyasi düşmanlarına karşı kullandı, onları ortadan kaldırılması gereken bir ulusal güvenlik tehdidi olarak tasvir etti. Son zamanlarda Adalet Bakanlığı’nın Barack Obama da dahil olmak üzere üst düzey Demokratları tutuklaması ve yargılamasını talep ediyordu. Bu talebi ise Joe Biden ve Hillary Clinton’ın, yönetimine karşı darbe yapmaya çalıştığına dair komplo teorilerine dayanıyor. Trump’ın son birkaç aydır yaklaşmakta olan Biden yönetimine karşı bir darbe başlatmak için yürüttüğü acımasız çabaları düşünüldüğünde, burada bir parça ironi ve projeksiyondan fazlası var.

Bu listeye bakıp, bunların her zamanki sıradan şeyler olduğu sonucuna varan ya da Washington DC’de olanlara şaşırmış olan herkes destansı bir yanılsama içinde. Gelişmeler göz önüne alındığında, Trump’ın siyasetini faşistten daha az bir şey olarak adlandırmak giderek daha saçma bir hal alıyor. Gidişatın sonu iyi gözükmüyor. Bu Başkan’ın mümkün olan en kısa sürede görevden alınması gerekiyor. Trump, bu darbe girişimini düzenlemedeki rolü için vatana ihanetle suçlanmalıdır. Daha az yapılacak her şey, Amerikan demokrasisinden geriye kalanları yok etmek için gelecekteki girişimler için tehlikeli bir emsal teşkil eder.

Antony DiMaggio*

*Lehigh Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Doçenti

Çeviri:Gökhan Kaya 

Kaynak: Yazı 7 Ocak 2021’de www.counterpunch.org’da yayınlanmıştır.

2 YORUMLAR

  1. Faşizm, bilinen işlevini çoktan değiştir. Bunu kavrayamayanlar, her ülkede bir hayli mevcut. Musolini, Hitler ve Franko faşizmini arayanlar elbette Amerika’daki uygulamalara yeni isimler arayacaklardır..Türkiye’de arayanlar gibi..
    Kesilikle herkesin okuması gereken bir makale..Yazana, çevirene ve bizlere ulaştıran Mukavemet çalışanlarına Teşekkürler..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz