Çaresizlik Pandemisi

Çocuğunu aç bırakmak zorunda kalan anne, yavrusunu ölüm tehdidi ile karşı karşıya bırakmanın suçluluğu ile hayatla bağlarını koparabilir. Yani fiziksel olarak açlığın kendisi olmasa da açlık tehdidi ölümcüldür

“İstanbul Zeytinburnu’nda henüz 1,5 yaşlarında bir çocukları bulunan genç anne ve babanın çocuklarını yakınına bırakarak intihar etti.” Cumhuriyet

Covid-19 pandemisi; yoksulluk, gelecek kaygısı, psikolojik çöküş ve intihar ‘’pandemisi’’ni de görünür kıldı. İktidarı elinde tutanlar ülkede açlık ve yoksulluğun olmadığını, herkesin boğazından kuru ekmek de olsa bir lokma geçtiğini ve sanırım bunun da yeterli olduğunu düşünüyorlar. Çocuk psikanalizi denince akla gelen en önemli isimlerden olan Melanie Klein Haset ve Şükran kitabında açlık ve ölüm olgusunu şöyle ilişkilendiriyor ve ‘’açlıktan kim ölmüş ki?’’ tezini şöyle çürütüyor: ‘’Besleyen ve anneyle sevgi ilişkisini başlatan ‘’meme’’ yaşam içgüdüsünün temsilcisidir. Aynı zamanda yaratıcılığın ilk belirtisi olarak algılanır. Bu temel ilişkide bebek sadece doymakla kalmaz, aynı zamanda yaşatıldığını da hisseder. Çünkü aç bırakılma korkusunu-hatta belki de her türlü fiziksel ve zihinsel acıyı uyandıran acıkma duygusu, ölümün tehdidi olarak algılanmaktadır.’’ Açlıkla her karşı karşıya kaldığında birey, yaşamaya dair güvenini yitirir. Çocuğunu aç bırakmak zorunda kalan anne/baba en temel yaşamsal ihtiyacı karşılayamamak ve yavrusunu ölüm tehdidi ile karşı karşıya bırakmanın suçluluğu ile hayatla bağlarını koparabilir. Yani fiziksel olarak açlığın kendisi olmasa da, açlık tehdidi ölümcüldür.

Boğazları düğümleyen, kalbimize hançer saplayan yoksulluk intiharlarına her gün bir yenisi ekleniyor. İnsanlar muhatap oldukları belirsizlikle baş edemiyorlar. Yarınlara dair umutlarını yitirenler çığ gibi büyüyor. Toplumun tümünü saran umutsuzluk ve çaresizlik, ölüme sürüklüyor. 25’li yaşlarında ‘’taşı sıksa suyunu çıkaracak’’ gencecik insanlar; 1,5 yaşındaki bebeklerini teyzesine bırakıp, yaşamlarına neden son verirler? Yıllarca bin bir emekle bitirdiği okulların, bir ekmek almaya yaramaması nasıl bir yaşamsal tehdit oluşturur? Günlerce, aylarca kapı kapı dolaşıp bir iş bulamayan ve evine ekmek götüremeyen bir baba kendini şov için mi asar? 2019 yılında arka arkaya siyanürle toplu intihar vakalarıyla sarsılmıştık. Hepsinin arka planında da iflas, ödenemeyen borçlar, işsizlik ve bunların getirdiği çaresizlik olduğu ortaya çıkmıştı. Yaşamsal hiçbir umuda yer bırakmayan bu çaresizlik, insanları mutlak bir ölümün kucağına itmişti.

2002 yılından bu yana 60.000 civarında intihar vakası kayıtlara geçmiş. 60.000!!! Büyük oranda açlık tehdidi yüzünden ölen 60.000 insan… Evime ekmek götüremiyorum diye yakaran insanlara ‘’Bu bana biraz abartılı geldi.’’ diyenler bu sayıyı da abartılı mı bulurlar acaba?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz