Daha Güçlü Korkmuyoruz

Görünen odur ki, bu koşullarda barikatları çoğalmaktan hak mücadelelerini yükseltmekten inadı ve ısrarı devam ettirmekten ve daha yüksek sesle KORKMUYORUZ! diye bağırmaktan başka çaremiz yoktur

Siyasi iktidar her koşulda hak hukuk adalet arayanlara karşı, elinde bulunan tüm araçları kullanıyor. Baskı, yıldırma, korkutma, göz altı, tutuklama ne varsa elinde kullanarak herkesi kendisine biat ettirme  stratejisi uyguluyor.

Siyasi iktidarın bu yaklaşımına karşı son yıllarda irili ufaklı ama inat ve kararlılıkla neredeyse tüm iş kollarında işçilerin, KHK’lıların, EYT’lilerin, köylülerin, çevrecilerin hak mücadeleleri önemli bir karşı duruşu ifade ediyor. Ciddi bir gerileme yaşayan öğrenci hareketi ve akademi, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektöre karşı mukavemete geçince tüm muhalif kesimlerin de desteğini alarak neredeyse son yılların en büyük mücadele deneyimlerinden birini yarattı.

Bu mücadeleye karşı Devlet tüm gücüyle hücum ediyor. Tüm kurumları ile bu süreci bastırmaya ve ortaya çıkan tüm toplumsal tepkileri (faşizmin bilinen tüm yöntemlerini kalıcılaştırarak) iktidarını kalıcı kılmanın koşullarını yaratmak için ezmeye çalışıyor.

Yaklaşık bir yılı bulan pandemi koşullarında, üretim ve hizmet zincirlerini kesintisiz uygulayan sermayeye her türlü teşvik ve olanağı sunan iktidar milyonlarca işçiyi önce 1100 TL’ye şimdi de 1400 TL’ye mahkum ederken bu sürece itiraz edenleri de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2 maddesini (KOD 29) uygulayarak açlıkla terbiye etmeye çalışıyor.

Binlerce küçük esnafı ve ailelerini de açlığa mahkum ediyor.

Asgari ücrete %21.5 zam yapan iktidar milyonlarca emekliye %8 gibi bir ücret artışı ile alım gücü iyice düşürülmüş bir yaşamı zorunlu kılıyor.

Bir taraftan her şeye rağmen direnişler tepkiler protestolar gündeme getirilirken diğer yandan tüm bu olumsuzlukları bir program dâhilinde derleyip toparlayacak merkezileştirip ortak bir noktaya seferber edecek gerçek bir muhalefet hareketi  ortaya çıkamıyor. Kısmen varmış gibi görebileceğimiz  muhalefet ise saldırılardan tutuklamalardan hukuksuzca yargılanmalardan kafasını kaldıramadığı gibi mücadele eksenini de bir türlü bulamıyor.

Görünen odur ki, bu koşullarda barikatları çoğalmaktan hak mücadelelerini yükseltmekten inadı ve ısrarı  devam ettirmekten ve daha yüksek sesle KORKMUYORUZ! diye bağırmaktan başka çaremiz yoktur.

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kamil Kartal 1
Sendika Uzmanı
1,367BeğenenlerBeğen
966TakipçilerTakip Et
4,036TakipçilerTakip Et

Terspektifler – Hafıza mekanı olarak Sinop Zindanı – 3

Sezai Sarıoğlu ile Terspektifler'in üçüncü bölümünde “Hafıza Mekânı” olarak Sinop Zindanı anlatısı devam ediyor.Bu bölümde sürgün şehri olarak Sinop'a yolu düşen Refik Halit Karay,...

Türkiye’nin Taliban’ın İnancıyla Ters Bir Yanı Olmalı

Meyân-ı güft-ü-gûda bed-meniş îhâm ider kubhınŞecâ’at ‘arz iderken merd-i Kıbtî sirkatin söylerKoca Ragıp Paşanın Söyler redifli bir gazeli vardır. Bugün değme edebiyatçının anlayamayacağı...

Yargıtay’ın Soma Kararı Neyi Değiştirir?

Soma davasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından verilen karar sonrası; açık söylemek gerekirse Can Gürkan’ın tahliyesi ve yeni infaz yasası ile...

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve ABD Hegemonyası

Yok, tam öyle değil; Beyanname’nin bir ABD “oyunu”, bir ABD “kandırmacası”, “yalanı” olduğunu falan yazacak değilim. Ama 1948’in son haftalarında (10 Aralık) kabul edilen...