Pazar, Mayıs 19, 2024
spot_img

Toplumsal Muhalefet Görev Başına!

Ülkemizin içinde bulunduğu bu koşullarda, toplumsal muhalefet güçlerinin yeniden derlenip toparlanması mevcut irili ufaklı bütün muhalefet güçlerinin yan yana gelmesi ve ülkede iktidara yönelik mevcut memnuniyetsizlik potansiyellerini yeni bir mücadeleye hazırlaması bugünün temel görevidir.

Geçen haftaki değerlendirmemizde, “Mehmet Şimşek’in ‘Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmadığını’ söylemesinin, özü itibariyle kapitalizmin rasyonellerine dönme manasına geldiği anlaşılmış olmalı.

Fakat sürecin daha çok başında olduğumuz açık: ‘Önümüzdeki dönemde’ diyor Mehmet Şimşek, ‘bütçe açığını kontrol altına alarak mali disiplini yeniden tesis etmek suretiyle Kamu maliyesi göstergelerinde kalıcı bozulmalara geçit vermeyeceğiz. Bunun için gerekli tedbirleri alıyoruz. Para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu pekiştirerek Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesine destek vereceğiz. Cari açığı azaltacak adımları atarak ülkemizin risk primini de düşüreceğiz’

Meclis’te görüşülmekte olan Milli Dayanışma Paketi adı altındaki halkın doğrudan ve dolaylı vergiler ile soyulması hazırlıklarının da bulunduğu düşünüldüğünde, önümüzdeki sürecin özellikle emekçi ve yoksullar için bir hayli zor geçeceğini söyleyebiliriz. Memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranları iktidarın yoksulluğu kalıcı hale getirmek, adeta kurumsallaştırmak istediğini bir kez daha somut olarak göstermiştir.

Bu paketin bir tür yeni kemer sıkma politikasına geçiş manası taşıdığı açık. Toplumun büyük bir kesimini gerçek bir yoksullaşma ve dar boğaz bekliyor.

Daha yazdıklarımızın mürekkebi kurumadan, akaryakıt üzerinden alınan Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) selalar eşliğinde yapılan zam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karara göre kurşunsuz benzinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı 2,52 liradan 7,52 liraya, motorinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı ise 2,05 liradan 7,05 liraya yükseldi. Böylece, iğneden ipliğe, tuvalet kâğıdından ete süte kadar bütün ürünlerde başlayacak zincirleme zam sürecinin ilk itkisi de bir kez daha verilmiş oldu.

Halkı her geçen gün değil, artık her geçen saat yoksulluk ve açlığa mahkûm eden bu iktidarın uygulamalarını ‘gizli’ trol ordusu da, açık yandaş ‘fenomenler’ de zırvalamadan, saçmalamadan savunabilir durumda değiller. SARAY/AKP/MHP iktidarına oy veren yurttaşlar durumdan hoşnutlar mıdır bilinmez ancak, ülkede önümüzdeki süreçte işlenecek bireysel suçlarda büyük bir patlama yaşanacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Toplumsal çözüm olanaklarının büyük oranda dağıldığı, ülkenin gidişatına müdahale edebilecek etkili bir toplumsal muhalefet olmadığı koşullarda, yoksullaşan halkın bu süreçten daha da kısıntıya giderek, bireysel kurtuluş çareleri peşinde koşmaya devam edeceğini söylemek kehanet olmayacaktır. Yoksullaşmanın kendiliğinden bir sosyal patlamaya dönüşeceğini, ya da yoksulların kendiliğinden yoksulluğun gerçeğinde bilinç sıçraması yaşayacağını düşünmek büyük bir yanılgı olacaktır. Daha önceki birçok süreçte de tanık olunduğu üzere, bu tür kriz anlarında iktidara daha da yakın olarak oradan daha fazla yararlanmaya çalışma eğilimleri daha güçlü hale geliyor. Aynen, kriz anlarında işini koruma kaygısının daha ileri talepler ile mücadele etme çabasının önüne geçmesi gibi.

Öte yandan yine geçen haftaki değerlendirmemizde, her kapitalist rasyonelin (özellikle bizim gibi ülkelerde) ancak baskıcı uygulamalar eliyle uygulanabileceği de açık. Program ne kadar köklü ve sert ise, mukavemet olanaklarını ortadan kaldırmak için iktidarın baskısı da o kadar sert oluyor.

Bu açıdan ekonomik krize hukuksuzluk ve baskı politikalarının eşlik edeceğini, toplumsal muhalefetin haldeki etkisizliğinin üzerine olası potansiyel ve örgütlenmelerinin de geriletilmek isteneceği beklenmelidir. Merdan Yanardağ’ın tutuklanması, Gezi Davası sanıklarına yönelik Yargıtay Başsavcılığı tarafından hazırlanan tebliğname ile demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımının meşruluğuna gölge düşürülmeye çalışılması, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın yasadışı şekilde hala hapiste tutulması tartışmaları göz önüne alındığında, iktidarın yeni süreçte de muhalefet güçlerine yönelik sindirme ve baskı politikalarına devam edeceğini anlayabiliriz.

CHP’nin başını çektiği Millet İttifakı’nın ise bu gelişmeler karşısında bütünlüklü bir tutum sergilemekten uzak olduğu açık. Toplumun bütün değişim arzu ve potansiyellerini seçim sürecinde kendi heybelerinde topladıktan, her şeyi seçimlere odakladıktan sonra, seçim yenilgisi ile siyaset iddialarını kendi iç meseleleri ile sınırlı bir sürece evrilterek, ülke yönetimini adeta Saray/AKP/MHP iktidarına teslim ettiler. Toplumsal muhalefet güçlerinin sokaktan çekildiği koşullarda Parlamento muhalefetinin Erdoğan Kararnameleri ile etkisiz hale getirilmesi de bir hayli kolaylaşıyor.

Açık ki, toplumsal muhalefet güçleri ve sosyalistler, devrimciler iktidarın emekçilere ve yoksullara yönelik bu ekonomik saldırı dalgasını bu haliyle göğüsleyebilecek, etkili bir mukavemet hattı geliştirebilecek durumda değil.

Toplumsal muhalefet güçleri ve sosyalistler ve devrimciler açısından bu mevcut tabloda bir seçenek oluşturma için mücadeleye girişmek her zamandan daha gerekli ve zorunlu.

Gelmekte olan büyük karanlığa karşı, düzen krizine karşı toplumsal muhalefet güçlerinin burjuva kliklerin etkisinden kurtularak bağımsız etkili ve büyük bir sosyalist mukavemet koalisyonu kurması için harekete geçmesi sadece emekçiler ve yoksullar için değil bütün bir ülke için artık bir gereklilik olmuştur.” diye yazmıştık.

Bugün hali hazırda etkili bir muhalefet olanakları gelişmediği koşullarda başta CHP olmak üzere, daha seçim öncesinde bütün bir toplumsal muhalefeti sokaktan uzaklaştırıp bütün seçenekleri sandığa indirgemesinin ceremesini hep birlikte önümüzdeki günlerde çekmeye devam edeceğiz. Bugünkü mevcut durumun öyle herkesin kendi flamasını göstermeye çalıştığı göstermelik basın açıklamaları ile aşılması geriletilebilinmesi olanaklı görünmüyor.

CHP ve Millet İttifakı’nın seçim sonrası sendromunu atlatıp, bırakın ülke sathına yayılmış bir muhalefeti Meclis’te bile etkili bir muhalefet sergileyebileceğine yönelik bir emare görünmediği koşullarda toplumsal muhalefetin ana bileşenlerinin (KESK, DİSK, TTB, TMMOB) uzun zamandan beri gerek iktidarın yoğun saldırısı, gerekse de kendi özgül iç kısıtlılıkları nedeniyle, ülkenin temel meselelerinde bütün muhalefeti birleştirici, toparlayıcı ortak bir noktaya sürükleyici bir rol üstlenememeleri nedeniyle bugün, yaşanan büyük ekonomik kriz karşısında etkili bir tutum alınamıyor. Bu yüzden öncelikli olarak ve acil olarak söz konusu güçlerin yeniden bir mücadele zemininde bir araya gelmesi ve geride kalan muhalefet güçlerinin yan yana gelişine vesile olması gerekli görünüyor.

Bu koşullarda, uzun zamandır CHP’nin neredeyse bütün toplumsal muhalefet güçlerini adeta hegemonyasına aldığı bir dönemin artık sonuna gelinmiştir. Seçim süreci geride kalmış, ülke yangın yerine dönmüştür.

Bu yüzden halkı her geçen gün yoksullaştıran, daha da yoksullaştıracağı artık kesin olan bu iktidara karşı toplumsal muhalefet güçlerinin etkili bir muhalefet sergilemek üzere inisiyatif alması gerekli ve zorunludur. İktidarın Gezi tutuklularına yönelik bu denli katı bir tutum sergilemesinin temel nedenlerinden birisi de kendisine yönelik olası yeni toplumsal muhalefet potansiyellerine gözdağı vermektir.

Ancak artık mızrak çuvala sığmıyor!

Ülkemizin içinde bulunduğu bu koşullarda, toplumsal muhalefet güçlerinin yeniden derlenip toparlanması mevcut irili ufaklı bütün muhalefet güçlerinin yan yana gelmesi ve ülkede iktidara yönelik mevcut memnuniyetsizlik potansiyellerini yeni bir mücadeleye hazırlaması bugünün temel görevidir.

Bir Cevap Yazın

[td_block_10 custom_title="YAZARIN DİĞER YAZILARI" autors_id="29" limit="6" block_template_id="td_block_template_6"]

Haftalık Siyasal Durum Değerlendirmesi

4,216BeğenenlerBeğen
944TakipçilerTakip Et
6,269TakipçilerTakip Et