Yoksulluk Gerçeği Geleceği Yok Eder!*

Yoksulluğun tek göstergesi gelir düzeyi değildir; aşağılanma, ayrımcılık, toplumsal dışlanma gibi yıkıcı psiko-sosyal göstergeleri de baz aldığımızda; çocuklarda yarattığı fizyolojik ve zihinsel tahribat geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratmaktadır

İçinde yaşadığımız pandemi bir kez daha göstermiştir ki; yoksulluk bir insan hakları sorunudur. Özellikle çocuklar için yıkıcı sonuçları olan yoksulluk; beslenme, barınma, ısınma, giyinme gibi temel fizyolojik ihtiyaçların yanı sıra, eğitimde, sağlıkta, sosyal ve psikolojik her alanda mahrumiyet anlamına geliyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de yaşayan çocukların büyük çoğunluğunun yoksulluk içinde değil, şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşadıklarını ortaya koymuştur.

Çocuk daha annesinin karnındayken kendini hissettiren bu şiddetli yoksunluk; doğum kilosuyla kendini gösteriyor. Yani doğduğu andan itibaren yaşıtlarından geri başlıyorlar yaşama. Yaşamın ilk yıllarında hem fiziksel hem de zihinsel gelişim için hayati önem taşıyan yeterli beslenme koşulları sağlanamadığından biraz daha gerilere gidiyor yoksul çocuklar. Açlık organizma için gerçek bir şiddettir, çünkü açlık sırasında harekete geçen hormonlar “yıkıcı” hormonlardır. Böyle bir durum karşısında enerji tasarrufu yapmaya çalışan beden, büyümeyi yavaşlatır hatta durdurur. Bu sebeple çelimsiz ve kısa boylu çocuklar olur ve akranlarının zorbalığına daha açık hale gelir yoksul çocuklar. Anne ve babası ağır iş koşullarında çalışmak zorunda olduğundan ve hayatta kalma mücadelesi verdiğinden sevgi, şefkat, bağlanma odaklı iletişim gibi psikolojinin sıklıkla kullandığı terimler anlamını tamamen yitirir.

Yoksulluğun tek göstergesi gelir düzeyi değildir; aşağılanma, ayrımcılık, toplumsal dışlanma gibi yıkıcı psiko-sosyal göstergeleri de baz aldığımızda; çocuklar üzerinde yarattığı hem fizyolojik hem de zihinsel tahribat geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratmaktadır. Yapılan çalışmalar, yoksul çocukların daha fazla saldırganlık, hiperaktivite ve depresyon problemleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda öğrenme kapasitelerinde düşüş yaşanması da yoksulluğun kaçınılmaz sonuçlarından biri.

Pandemiyle birlikte hayatımıza giren uzaktan eğitimle birlikte, yoksul çocukların eğitim hakkından da nasıl mahrum bırakıldığını çaresizce izliyoruz. Evinde tablet, bilgisayar, internet bağlantısı olmayan çocuk eğitim görmüyor. Bütün fizyolojik, psikolojik eksikliliklerine bir de eğitim hakkı mahrumiyeti eklenince, ucu bucağı görünmeyen bir uçurum büyüyor. George Orwell’in 1920’lerde söylediği gibi; yoksulluk gerçeği geleceği yok ediyor!

Yoksulluk elbette kader değil fakat etkisi kuşaklar boyu süren bir yoksunluk hali. Bu döngüyü kıracak politikalar üretilmediği sürece, kişileri değil, toplumları direkt etkileyecek bir gelişim, değişim ve büyüme sorunu.

*George Orwell

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz