Perşembe, Aralık 2, 2021
spot_img

Ben Genco Erkal

Genco Erkal bu düzenin çarkının nasıl döndüğünü, tahterevallisinin nasıl gıcırdadığını iyi bilenlerdendir. Düzen bir tahterevallidir Genco Erkal’a göre: “…. ancak aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece kalabilirler orada…”

“…kara ormanlardan karnında getirmiş kente” anası onu.  Ama o hâlâ o kara ormanların soğuğunu içinde taşıdığını, ölene dek de taşıyacağını söyler durur.

“Oyun yazarı[dır], gördükle[rini] gösterir.” Misal, “İnsanların nasıl alınıp satıldığını…insan pazarlarında” gösterir ya da -söz temsili- şu kodamanlar “Birbirlerinin odalarına nasıl girerler,  hileyle ya da parayla; sokakta nasıl durup beklerler; nasıl tuzaklar kurarlar birbirlerine; nasıl sözleşirler, nasıl asarlar birbirlerini, nasıl sevişirler; çapulculuktan kazandıkları parayı nasıl savururlar ve nasıl yerler, bütün bunları gösterir.” Hatta işte ensesi kalın sırtı sağlam beyler “Birbirlerine neler söylerler onları anlatır.” Sadece bunlar değil elbet, Genco Erkal’ın işi, aksine, “Ananın oğluna neler dediğini; neler buyurduğunu işverenin; nasıl yanıt verdiğini kadının kocasına; tüm yalvaran sözcükleri, tüm buyuran sözcükleri; yaltaklanan, aldatan, yalan söyleyen, yaralayan sözcükleri [de] bir bir ışığa çıkar”maktır.

Genco Erkal bu düzenin çarkının nasıl döndüğünü, tahterevallisinin nasıl gıcırdadığını iyi bilenlerdendir. Düzen bir tahterevallidir Genco Erkal’a göre. Şöyle ki; “Orada, bir avuç insan otur[ur] yukarıda, aşağıda da birçok kişi.”  Tahterevallinin yukarısında oturanlar, aşağıda kalanlara seslenirler “Çıkın buraya gelin ki, hepimiz olalım yukarıda.” derler. İşte derler ama hep yalan söylerler yukarıdakiler, ona göre. Çünkü tahterevallidekileri gözlediğimizde görürüz “…neyin saklı olduğunu, yukardakilerle aşağıdakiler arasında. Bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta. Yol değil ama bir tahta bu. Ve şimdi görüyorsun açıkça; bu bir tahterevalli tahtası. Bütün düzen bir tahterevalli aslında; iki ucu birbirine bağımlı. Yukardakiler durabiliyorlar orada, sırf ötekiler durduğundan aşağıda. Ve ancak aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece kalabilirler orada. Yukarıda olamazlar çünkü, ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı. Bu yüzden isterler ki aşağıdakiler sonsuza dek hep orada kalsınlar, çıkmasınlar yukarı. Bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukardakilerden. Yoksa durmaz tahterevalli.”

Evet, Genco Erkal’ın da belirttiği gibi bu düzen, bir tahterevallidir. Yurttaşlara, tahterevallinin aşağısında oturanlara, “ölü şehrin insanlarına” da seslenmeyi ihmal etmez Genco Erkal: “Kendinize acıyın bir parça” der, gitmeyin artık savaşa ey askercikler, n’olur kendinize acıyın bir parça” der. “Bıçağa sarılmayın…sarılın malaya” der onlara -ki “Bıçağa güvenmeseydiniz bu kadar, şimdi bir çatı altında olacaktınız. Ne var bir çatı altında olmaktan daha iyi, bıçağı atın n’olur, alın malayı.” elinize diye haykırır.

Genco Erkal o yurttaşların çocuklarına da seslenir; onlara da söyleyecekleri vardır: “Savaştan korunmak için ey çocuklar, söyleyin ananıza babanıza dört açsınlar gözlerini. Artık harabelerde oturmayız deyin, yanaşmayın onlar gibi acı çekmeye. Direnin, savaştan kurtarsınlar sizi”

Kadınlara, analara seslenmeyi de ihmal etmez: “Size bağlı ey analar size bağlı, desteklemek savaşı ya da karşı çıkmak. Yaşasınlar çocuklarınız n’olur. Ölsünler diye gelmediler dünyaya. Bırakın analar, çocuklarınız yaşasınlar.

Genco Erkal’a göre “Vatan millet hep palavra. Savaşlar da bahane” Nitekim “Bu düzende tek kural var” ki oda hep sermayenin kazanması kuralıdır. Kapitalistler  “İtişirler didişirler, sürdürürler kavgayı. En sonunda birleşirler, yerler yoksul hakkını.” Efendiler bize hep  “Yolun sonu zafer!” diye bağırırlar, oysa bizim için yolun sonunun ancak mezar olduğu aşikârdır.

Genco Erkal, kodamanların ama asıl onların önlerine attıkları yalla karınlarını doyuran çanak yalayıcı düzen adamlarının gazete ve televizyonlarda “Rezalet, ahlaksızlık! Manevi değerler yok oldu canım!”, “Aklım almıyor insan nasıl böyle bir hayatı kabul edebilir!”, “Bunlar cemiyetin yüz kararı hanımefendicim!”,  “Ahlak elden gidiyor beyler!”, “Bir toplumsa ahlak tefessüh etti mi o toplum batar!” ve “Evet, ahlak, her şeyden önce ahlak!” diye bağırarak biz tahterevallinin aşağısındakilere ders verdiklerini ama “aç karnına kuru öğüt[lerin] çekilm[ediğni] belirtir. Öyle ya, Genco Erkal’ın da belirttiği gibi, “Önce doyur beni ondan sonra konuş. Sende göbek, bizde ahlak nedense. Şimdi bizi iyice dinle bak: İster şöyle düşün, ister böyle, önce ekmek gelir, ardından ahlak. Tüm nimetlerden, payını yoksulların, artık vermek gerek, unutmayın sakın, tüm nimetlerden payını kadınların! Sayın baylar bize ahlaksız dersiniz: Kötü kadın, utanmaz, fahişe. Aç karnına suçlanmak hiç çekilmez. Önce doyur beni ondan sonra söyle. Sende şehvet, bizde edep nedense. Şimdi bizi iyice dinle bak: İster şöyle düşün, ister böyle Önce ekmek gelir, ardından ahlak. Artık vermek gerek, unutmayın sakın, Tüm nimetlerden, payını yoksulların! Artık vermek gerek, unutmayın sakın, Tüm nimetlerden, payını kadınların!

Onlara kalsa “Böylesi çok iyi değiştirmeyelim hiçbir şeyi” oysa “Bunu mu diyelim güle oynaya? Bardağı görelim de ölmeyi mi seçelim susuzluktan? Boşunu mu alalım dururken dolu bardak? Soğukta oturup kalmışlar vardır hani bir şey istemeyen kişiler, onlar gibi mi yapalım. Onlar gibi, biz dışarda kalsak mı diyelim hoş olsun diye şu bayların gönlü, bize günlük nafakamızı veren hani şu…

Genco Erkal der ki “Bizce en iyisi kalkmak, yeter artık demektir; vazgeçmemek için kırıntısından bile yaşamanın. Karşı çıkmaktır var gücümüzle acıyı doğuranlara, yaşanır hale getirmektir dünyayı bütün insanlara.” Ve ilave eder

Göz yumma ezilmesine

Ne kendinin ne de başkalarının

Mutlu kıl herkesi

İyi olan budur işte

Göz yumma körelmesine

Sevinçlerin ve de güzel düşlerin

Gülümse herkese

İyi olan budur işte.

Göz yumma uyumasına

Çocukların ve de çalışanların

Uyandır herkesi İyi olan budur işte.

 

Ve bir son söz: Genco Erkal Bertolt Brecht’tir, “Ben Genco Erkal”

iza

Bir Cevap Yazın

PAZAR PAZAR

Akademisyen, Yazar
2,738BeğenenlerBeğen
2,778TakipçilerTakip Et
Geçtiğimiz hafta Kitaba Dair’in konuğu Gökhan Atılgan’dı. Gökhan Hoca’yla Yordam Yayınları’ndan çıkan Türkiye İşçi Partisi Radyoda: Proletaryanın Büyülü Kutusu kitabı üzerine sohbet ettik. Mete Kaan...
son yıllarda günden güne artan bir kriz yaşıyoruz… bu kriz genel bir kriz değil elbette; kriz emekçiler, çiftçiler, işsizler için söz konusu. daha doğrusu...
Bugün yıl dönümü. Aladağ yurt yangının üzerinden tam 4 sene geçti. Dört sene önce 11 çocuk eğitim almak istedikleri için öldü. Yangından devlet ve...
Geçtiğimiz hafta Kitaba Dair’in konuğu Kamil Kartal idi. Kamil Bey ile NotaBene Yayınları'ndan çıkan Öyle Mi Alay Komutanı! Sınıf Hareketiyle İç İçe Bir Ömür...
spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI