Sesi Açın Herkes Duysun: Müzisyenler de Yaşamak İstiyor!

Müzik emekçileri için istediğimi bütün emekçiler için söyleyebilirim: Herkes hakkı olanı almalıdır. Bizlere dayatılan koşullar hayatta kalmak üzerinedir ancak bizler hayatta kalmak değil yaşamak istiyoruz

Zor zamanlar olduğu aşikâr.  Bütün emekçiler için zaten zor bir hayat sürerken pandemi denilen illetle daha da zorlaştı yaşam hikayelerimiz. Hayatın bütününde, iş kollarının tamamında pandemi bir kasırga gibi her şeyi alt üst etti. Elbette her zaman her “sorunlu” dönemde olduğu gibi pandemide de en önce müziğin sesini kapattılar…

Ben elimden geldiğince, kendi içinde bulunduğum müzik sektörü ile ilgili biraz ukalalık yapmaya çalışacağım. Ne yazık ki, her olayda, her zaman, hiç şaşamadan önce müzik susturulduğu için…

Sahne sanatlarının en ilginç dallarından biri olan müzik ve buna bağlı olarak konser, sahne yapma, konser verme, sahne alma vs. ne derseniz deyin, ülkede “kötü giden şeylerin ardından” ilk susturulan yerler oluyor. Çünkü eğlence sektörünün bir parçası ve salt bir eğlence aracı olarak görülüyor. Oysa ki müzik sadece eğlence amaçlı yapılmaz. Kaldı ki eğlence amaçlı bile olsa, kimsenin zorla dahil edildiği bir yer değil. Yani isteyen gider, katılır veya bulunur. Müziğin sadece eğlence amaçlı olmamasının diğer yüzü ise ülkenin en değerli gruplarından biri olan Grup Yorum’un yaptığı gibi, birçok müzisyen müziğini mesajını iletmek için yapmaktadır. Grubum Sattas için de aynı şey geçerlidir. Kastettiğim, pandemi koşullarında daracık salonlarda, kapalı ortamlarda, insanların iç içe olduğu bir ambiyansta konser vermek elbette iyi bir karar değildir. Pandemiye rağmen böyle bir yaklaşımın doğru olmadığını herkes gibi müzik sektöründe, hayatını bununla kazanan, müziğiyle mesajını iletmek isteyen müzisyenlerinde bilincinde olduğu bir durumdur. Ancak olması gerekenle olan arasında bir uçurum vardır.  Pandemi gibi tüm yurttaşları girdaba sürükleyen bir halde, devlet sosyal devlet konumunu korumalı ve tüm sektörlerde olduğu gibi binlerce insanın hayatını idame ettirdiği müzik sektöründe de sosyal devlet anlayışını hayata geçirmelidir. Tam da bu nedenle müzik dahil bütün sektörlere yardım etmelidir. Pandemi ile tanıklık ettiğimiz, yaşadığımız ülkemizin bu sosyal devlet anlayışına ne kadar uzak olduğunu görmek oldu. Bu durum çok fazla insanın canını yakmakta ve yakmaya devam etmektedir.

Son süreçte çıkan ve artık akla hayale alınmayacak düzeyde olan hükümet kararları ile git gide öfkem, kızgınlığım büyüdü. Belki defalarca tekrar edilmiş olsa da yine de neon harflerle yazarak ya da defalarca tekrar ederek söylemek gerekir ki: Müzik sektörü sadece müzik yapan, sahnede herkesin gördüğü sanatçılardan ibaret değildir. Bu sektörün arka planında bir dolu emekçileri olan; ışıkçısından sahne amirine sesçisinden rodisine kadar birçok insan akla gelmelidir.

Her lafı geldiğinde bizi kıskandığı söylenen (!) ülkelerin hemen hemen tamamında, sosyal devletin gereği yerine getirilerek, sadece müziği değil fabrikalar, AVM’ler vb. de virüsü yaydığı düşünülerek kapatıldığı ve aynı zamanda mali destek sağlandığını biliyoruz. Pandemi ile samimi anlamda mücadele için hayatı durdurup vatandaşlarına da maddi yardımda bulunuyorlar. Peki yaz bizde? Kıskanılacak kadar (!) vatandaşını kendi çaresizliğine terk eden bir yönetilme ile karşı karşıyayız.

Sonuç olarak merak edenlerin de bildiği gördüğü gibi defalarca söylendi ve yazıldı. Biz müzik emekçilerinde olduğu gibi tüm hayatın durması gerekmektedir. AVM’ler, ibadethaneler, siyasi parti mitingleri devam ettikçe pandemi daha da kötüye gidecek ve yine bundan en çok etkilenenler olarak bizi daha uzun soluklu bir susturulmaya itecektir. Sadece tüketmeye izinin olduğu üretmeye izin verilmediği bir dönemden geçiyoruz. Bu halin artık bir son bulması ve bu süreci böyle yönetmekle sorumlu olan, insanların işsizliğinden, kendi kaderlerine terk edilmesinden sorumlu olan hükümetin gitmesi gerekir. Çok partili bir koalisyonla oluşacak yeni bir hükümetin hem pandemi, hem ekonomi hem de sosyal hayat açısından bizleri rahatlatacağı kesindir. Müzik emekçileri için istediğimi bütün emekçiler için söyleyebilirim: Herkes hakkı olanı almalıdır. Bizlere dayatılan koşullar hayatta kalmak üzerinedir ancak bizler hayatta kalmak değil yaşamak istiyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz